Şiirler

Zevk almak için aklıma estikçe yazdığım şiirlerimi bir dosya içinde topladım, konuk odama koydum.Ne özel bir savım var, ne özel bir isteğim. Bu konuda canım böyle istedi.
NOT 1: 1995 yılından sonra yazılanlar, belki sürebileceği için, yukarı doğru; daha önce yazılanlar çok geçmişte kaldıkları için aşağı doğru tarihlendirilmiştir.
NOT 2: Bulamadığım için birkaç şiirim bu dosyanın dışında kalmıştır. Bulunca ekleyeceğim.
NOT 3: Her şiirin sonuna adımı yazmayı hiç istemiyordum. Ancak, şiirlerin kesilip yapıştırarak alınması ya da seçimle çıktı alınması durumunda adın ayrıca elle yazılmasına gerek kalınmaması için yazılmıştır.

Şarkı

 Gittin de gelir sandım a gül gelmeyiverdin
Ömrüm sana teslim bana kız sen neyi verdin?
Karşında heran çırpınanı görmeyiverdin
Ömrüm sana teslim bana kız sen neyi verdin? 

İlhan Tomanbay, 04 06 09, Emek

*

 

Söylenmemiş Şarkı Yok

 

Söylenmemiş şarkı yok senin şarkından başka
Beni aydınlatan yok senin şavkından başka
Dünya öyle tekdüze, herşey öyle aynı ki
Hiçbir şeyle farkım yok senin farkından başka
Söylenmemiş şarkı yok senin şarkından başka.

İlhan Tomanbay, 17 05 2008, Ankara

*

 

Sende Çoğalıyorum

 

Seninle her saniye bir şey kazanıyorum.
Ve senden ben her zaman bir şey öğreniyorum.
Seninle varım artık, seninle çoğum ancak.
Yürekten söylüyorum, sende çoğalıyorum.

İlhan Tomanbay, 17 05 2008, Ankara

*

 

Benim Değil

İçinde sen olmayan besteler benim değil
Sensiz hiçbir melodi benim eserim değil
Gözlerimden süzülen üç damla yaştır makam
Sen olmadan yaşamak benim kaderim değil
İçinde sen olmayan besteler benim değil

Nihavent makamının yaratıcısı sensin
Hicazkar, hüseyniye, rasta yaşam verensin
Soran olursa birgün göklere söyle densin
Onsuz hiçbir melodi benim eserim değil
İçinde sen olmayan besteler benim değil.

Ud çalsın, segah senle dolansın ortalıkta
Senle acemaşiran şahlansın o dorukta
O şarkılar sen varsan söylenir bir solukta
Sensiz hiçbir güzellik karşımda kerim değil
İçinde sen olmayan besteler benim değil.

İlhan Tomanbay, 27 06 07, Emek

*

 

Şeker Kız

Sen bildiğin yolunda bildiğince yürü de
Sürükleme peşinden sevgi ordularını
Ben yeralmak istemem yarattığın sürüde
Bir başıma giderim; ben kurarım yarını.

İstediğin herşeyi elde etmenin yolu
Bilebilmektir önce ilişki ayarını
Yaşa git gönlünsıra delişmen, dolu dolu,
Ne sakla ne de bastır kendi duygularını.

Hesap yapmaya gelmez sevgi ilişkileri
İlişkiler belirler ilişki kararını
Ne sen daha zekisin, ne çevren senden geri,
Önce kendini, sonra çevreni iyi tanı.

Sen sen ol iyi tanı yanındaki insanı
Çevreni iyi tanı; sen seni iyi tanı.

İlhan Tomanbay, 2007, Ankara

*

 

Herşeyim Sensin

Nasıl çıktın karşıma bunca yıllardan sonra?
Ağarmış saçlarımı okşayacak el sensin
Lale sümbül menekşe kalmamışken bahçemde
Kurumuş toprağımda açan yediverensin.

Çiçeksiz gül bahçemin bahçıvanı sen oldun
Solmuş çiçeklerimin sulayanı sen oldun
Anlaşılmaz ömrümün anlayanı sen oldun
Bedenime ruh oldun, sen ruhuma bedensin.

Sen benim herşeyimsin, benim herşeyim sensin

İlhan Tomanbay, 14.08.2005, Ankara

*

 

Ankara’da

Ankara’da aşkın yüzü güleçtir.
Güller açar aşıkların yüzünde
Mutlu olmak kesintisiz süreçtir
İnsanının sevda yürür özünde.

Akasyalar koku salar çevreye
Güzellikler el ederler gel diye
Sevgililer salınırlar elele
Ankara’da aşk içleri titretir.

İnsan Ankara’ya gönül bırakır
Ankara’da aşk insanı kuşatır
Özlemi de sevinci de yaşatır
Yürekleri gümbür gümbür gümletir.

Ankara’da yaşamak bir mutluluk
Mutlu olmak kesintisiz süreçtir
Ankara’da huzur verir her soluk
Ankara’da aşkın yüzü güleçtir.

İlhan Tomanbay, 21.12.2003, İzmir

*

 

Adım Hüzün

Hüzün diye bağır
Yanındayım
Sevgi kuşu kanatlarında acıyı da taşır
Uçup gittiği zaman
Kanadından
Bırakır yere
Hemen önüne
Ve uçar gider.
Adım hüzün.

İlhan Tomanbay, 08.12.2003, Emek

*

 

Güzelim

Sana deysin tutuşur tüm bedenim
Güzelimsin, güzelimsin güzelim
Sana baygın, sana tutsak gezenim
Bebeğimsin, gazelimsin güzelim.

İlhan Tomanbay, 08 12 2003, Emek

 

*

 

Vermez

Senin ah çektiğin andan beri ahım rahat vermez
Dururdurmaz senin ahın benim ahım azap vermez
Durulmaz okyanuslar, dinme bilmez ayrılıklardan
Kopan çığlıkların ardındaki ahlar aman vermez.

İlhan Tomanbay, 19.11.2003, Ankara

*

 ALÇİÇEK

Benim kızım Alçiçek
Kim Alçiçek derecek?
Deren gülü verecek
Çoğalacak pınarsın.

Benim birtek kızım var
Tek Alçiçek kızım var
Sende bütün kokular
Bol çiçekli baharsın.

Kızma yavrum babana
Baban ne yaptı sana?
İçindeki fırtına
Durulunca anlarsın.

Yüreğin dolu dolu
Mutlu et sağı solu
Duyumsa mutluluğu
Sevgiler seni sarsın.

Şükür et bugününe
Bugün ne buldum deme
Kapılmasan her sele
Tüm dalları tutarsın.

Kopma duygu selinden
Günden uzak kalma sen
Mutluluğu elinden
Kaçırınca ararsın.

Seninle mutlu baban
Senden umutlu baban
O mutlu sen mutluysan
Onda yalnız sen varsın.

İlhan Tomanbay, 08.11.2003, Ankara

*

 Anlatacak Çok Şey Var

 Nasıl başlasam söze
Anlatacak çok şey var
Gece sabaha kadar
Yapılacak çok şey var.

Başımdan geçenleri
Bütün hadiseleri
Götürsem geri geri
Anlatacak çok şey var.

Çektiğim acıları
Şuramda ağrıları
Kalbimde sancıları
Anlatacak çok şey var.

Anlatacak çok şey var
Gece sabaha kadar.

İlhan Tomanbay, 07.11.2003, Emek, 00:14

*

 

Bu Kentin Yalnızları

 

Bu kentin yalnızları
                                 beni başkan seçtiler
Bu kentin yalnızları
                                 benle geçip gittiler
Kalmadılar, kalamadık
                                 kalmadık
                                                kalamadım ben.

Bittim
            yalnızlığımda
Yalnızlığımda bittim
Uzanıp tutunacak bir eli bulamadım
Artıp çoğalamadım
Azaldım
                   gittim.
Bu kentin yalnızları
                                 beni yalnız bırakmaz
Be kentin yalnızları
                                  bana yabancı değil
Bu kentin yalnızları
                                  beni başkan seçtiler.

İlhan Tomanbay, 21 05 2001, SHY

*

 

Bıldırcın

 Bir bıldırcın geldi, kondu dizime
Kaçmadı, okşadım kanatlarını
Büzüldü, toplandı, sokuldu bana
Top yanaklarını sürdü yüzüme.

Bıldırcının döşü deydi boynuma
Yürek atışları duyuluyordu
Biraz öteye git, kay dedi yana
Bir bıldırcın geldi girdi koynuma.

İlhan Tomanbay, 30.08.2000, Didim

*

 

Çıktın Karşıma

Seni uzaklarda aradım amma,
Bir adım ötemde çıktın karşıma.
Saklambaç oynadık yazda, yağmurda
Yaptığım sobemde çıktın karşıma.

Seni yüzyıllarda aradım amma,
İki saniyemde çıktın karşıma.
Sağıma soluma bakmadım sanma
Tam şurda, sinemde çıktın karşıma.

İlhan Tomanbay, 30.08.2000, Didim

*

 

Mutlu Olmam ki

Hazanı bahara dönüştürmeden
Burdan ayrılırsam mutlu olmam ki
Hüzünlü yüzleri gülüştürmeden
Burdan ayrılırsam mutlu olmam ki.

İçimden geleni söyleyemeden
Gerçek duyguları dinleyemeden
Karamsarlıkları önleyemeden
Burdan ayrılırsam mutlu olmam ki.

İlhan Tomanbay, 15.01.2000, Ankara

*

 

Başaramadım

Hazanı bahara çevirmek için
Bilsen neler yaptım, başaramadım
Diz vurdum, diz dövdüm, yakarmak için
Tanrı yaptım taptım, başaramadım.

Ellerim çaresiz uzandı durdu
Benim mevsimlerim hazandı, durdu
Sonsuzluk seninle bir andı, durdu
Ne fırsatlar teptim, başaramadım.

İlhan Tomanbay, 15.01.2000, Ankara

*

 

Beklenmedik Tel Gibi

 Postadan çıkıveren beklenmedik tel gibi
Seninle karşılaşmak, seni bulmak hoş gülüm.
Umulmadık bir günde, umulmadık saatte,
Umulmadık bir yerde senle olmak hoş gülüm.

Ansızın geliveren yürek ağrısı gibi
Sevgisiz yüreklere sevgi çağrısı gibi
Sözlerin saçlarının altın sarısı gibi
Bu gece tek yudumla yüreğim sarhoş gülüm.

Sana kavuşmak sevinç, senle olmak bi tutku,
Sen yanımdayken bile özlem yürek dolusu
Gelişinle bir gece ışıldattın yolumu
Senle dolu şu gönlüm sen gidersen boş gülüm.

Seninle karşılaşmak, seni bulmak hoş gülüm.
Umulmadık bir yerde senle olmak hoş gülüm.
Bu gece tek yudumla yüreğim sarhoş gülüm.
Senle dolu şu gönlüm sen gidersen boş gülüm.

İlhan Tomanbay, 05 03 1995, 02:50, Emek

*

1965 – 1966 DÖNEMİ ŞİİRLERİ

ABLAM

Benim bir ablam vardı,
Bir bacım olacaktı,
Nerede?!
Bunca yıl
Az gülüştük
Öz gülüştük
Çok didişmiştik ama
Ne de olsa ablamdı.
Ablalık yapacaktı.
Az mı kavga etmiştik!
Hey gidi dünya!..
Hayat boyu
Çeşit çeşit kentlerde,
Evlerde
Nice yıllar geçirdik,
Geçirmiştik.
Nerede!…
Mutluluğa kucak açtı
Yasaya uydu ablam.
Bizlerden uzaklaştı.
Belki benle beraber
Mutlu gün geçirmedi.
Aydınlık gün bekledi de
Bize söylemedi.
Geleceği aydınlık
Umut dolu
Bu yeter.
Buna inanıyoruz!
Sevinebilirsiniz
Ayşen’i tüm sevenler.
Sevinçli geleceğe
Yelken açtı artık o.
-Açmasını isteriz!
Onun mutluluğuyla
Mutlulanmak isteriz! –
Kendi temiz günlere
Temiz destekle gitti.
Bizlere onun şimdi
Çeşitli anıları,
Gözde hayali kaldı.
Ayşen’i tüm sevenler,
Sevinebilirsiniz!…

İlhan Tomanbay, 19.12.1965, Bahçelievler, Ankara

*

 

AKROSTİŞ

Seni ben hala o saf halinle seviyorum,
En nadide çiçekten daha berrak, durusun.
Mümkün değildir seni her insanla bir tutmak,
Afsunum oldun benim, Tanrı seni korusun.

İlhan Tomanbay, 1966

*

 

SEVİNÇ

Seni görene kadar,
dar sokaklardı güzergahım.
Seni gördüm,
caddelere fırladım…

İlhan Tomanbay, 01.04.1966, Bahçelievler

*

 

AFSUN’A

 Gladyatörüm ben, gözlerin kral
Önünde yenilgi pek şereflidir
Her kılıç darbesi ruhumu alır
Her kılıç darbesi bana can verir.

Acunun en güçlü nam yiğitleri
Ezici kuvvetim önünde, erir.
Tek senin önünde zayıf güçsüzüm
Ezici kuvvetim, önünde erir.

Cengaver ol namlı, tutsak al beni,
Hayatımı mahvet, derde sal beni,
Direnmem, yalansa yere çal beni,
Sana tutsak olmak bana şan verir.

İlhan Tomanbay, 1963-02.06.1966, Y.mah.-B.evl.

*

 

BİR GELİNE KASİDE

“8 Ağustos günü
Nikahıyla düğünü
Oldu, on geçe üçü
Evden bir gelin çıktı”

Özgürlüğe tutkundu
Evden bir gelin çıktı
Güzel günler onundu
Evden bir gelin çıktı.

Bilmezdik duyguluydu
Gönül gözü doluydu
O da yasaya uydu
Evden bir gelin çıktı.

Mutsuzdu denmez ama
Tutkundu mutluluğa
Mutlulukla kol kola
Evden bir gelin çıktı.

Evin bir tek kızıydı
Duru suyu, nazıydı
Dermanıydı, hızıydı
Evden bir gelin çıktı.

Gözlerinde istekler
Her gün bir başka eser
Parıldardı her seher
Evden bir gelin çıktı.

Bembeyaz bir kuştu o
Günü geldi uçtu o
Sıcak yere göçtü o
Evden bir gelin çıktı.

Yüreği ak içinde
Sevinçten tak içinde
Tel ve duvak içinde
Evden bir gelin çıktı.

Gözleri kahverengi
Yüzü hevenk hevenkdi
Dönmemek üzre geri
Evden bir gelin çıktı.

Her gülüşte yüzünde
Güller açardı bence
Nazı öğretti güle
Evden bir gelin çıktı.

Gelişini sülüne
Dil varmaz benzetmeye
Sülün onun özünde
Evden bir gelin çıktı.

Kaşın yaya benzetiş
Klasik bir özeniş
Doğruyu söylemek iş
Evden bir gelin çıktı.

“Duru beyaz bir kuğu”
İşte benzeri buydu
Kuğu kıskanır onu
Evden bir gelin çıktı.

Somut güzelliğini
Anlatmak hiç elde mi?
İlhan, bırak kalemi
Evden bir gelin çıktı.

Çehresinde tül ile
Elinde bir gül ile
Yaşını sile sile
(hoplaya güle güle)
Evden bir gelin çıktı.

İlhan Tomanbay, 1966, Bahçelievler (Nikah Günleri) – Artvin

*

 

ENİŞTE

Bir cevher kazandık varlığınla biz
Gönle ışık ışık dolan enişte
Adınla atıyor yüreklerimiz
Söylediklerime inan enişte.

Yeni bir ruh kattın benliğimize
Yeni el uzandı ellerimize
Sevgin gün geçtikçe içerimize
Yayılıyor duman duman enişte!.

Güvendiğimizsin inandığımız
Dar günlerimizde dayandığımız
Her zaman övünçle andığımız
Bize birden yakın olan enişte.

Bazen içerimden geldiği gibi
Mutlu yarınları değil, dünleri
Şimdi hayal olan eski günleri
Hatırlarım zaman zaman enişte.

Bir tek ablam vardı bildiğin gibi
Necek uzaklaşsa yürekte yeri
O nazenin idi, o nazlı idi
Ablama iyi bak aman enişte!.

İlhan Tomanbay, 18.08.1966, Bahçelievler, Ankara

*

 

1966-1967 ARTVİN ŞİİRLERİ

 

DOSTA KOŞMA

                                              “Necmi’ye”

“ Arkadaş” “samimi”  gibi sözleri
Bazen kendisine hep söyleten dost
Bazen bu sözleri aldıran geri
 Beni üzüntüye boğmuştun sen, dost.

Candan mı, değil mi, bilemediğim
Sevgisini kalpten silemediğim
Parçalayıp bölüp dilemediğim
Karşısındakini şaşkın eden dost.

Barometre gibi sevgisi olan
Kah kar yağmış gibi bana soğuyan
Kah arkadaşlığı zirveyi bulan
Upuzun yolları yakın eden dost.

Rize’den bir mektup beklerken senden
Ellerim boş kaldı garip oldum ben
Sillenin acısı çıkmaz ensemden
Aşkımı acıdan aşkın eden dost.

Sevdiğim, sanma ki hislerim yalan
Sözümde özümde riya yok inan
Sevgi bahçesini suladı Çoban
Yürek fidanında coşmuş, öten dost.

İlhan Tomanbay, 09.07.1966, Ankara-Artvin

*

 

ANKARA’DAKİ ARKADAŞLARIM

Ankara’da kalan arkadaşlarıma 

Kimi erkek kimi kız, arkadaşlarım benim
Bana inanç, bana hız, arkadaşlarım benim.

Her birinizin bende çeşitli anısı var
Her birinizin yeri gönlümde dağlar kadar.

Her biriniz bir başka destek oldunuz bana
Her biriniz ışığa çıkan yoldunuz bana.

Her birinizde kalbim başka başka atıyor
Arkadaşlık hazzını gönlüm sizde tadıyor.

Siz verdiniz dostluğun büyük zevkini bana
Yıllarca sizden uzak kalsam da elde asa.

Yalınayak yıllarca sizi arayacağım
Sizi bulana kadar acılara ortağım.

Yıllarca Yunus gibi Tapduk’un kapısında
Yıllarca çile çekip ermişler yapısında.

Sizlere varmak için, ermek için sizlere
Gerekirse giderim nice gidilmez yere.

Yunus bunca çileyi tanrısı için çekti
Nasıl olsa gün gelip bu çile yetecekti.

Günü geldi “Enel Hak” diyebildi Yunus’um
Tanrı denen denizde yüzebildi Yunus’um.

Arkadaşlık sevgisi Tanrı sevgisi gibi
Ben de yüzyıllar sonra yine eskisi gibi.

Sevginize boğulmuş, yanmış, çırpınıyorum
Aylar sonra sizleri anmış, çırpınıyorum.

Sayenizde hayatta törpülendim, yoğruldum
Yıllar yılı eğiktim, sayenizde doğruldum.

Hayatla sayenizde barıştım, kaynaştım ben
Sayenizde her türlü engelleri aştım ben.

Yavandım, sayenizde yavanlıktan kurtuldum
Gerçek dostlardan biri, “kişiliğimi” buldum.

Kimi kız, kimi erkek arkadaşlarım benim
Bana güç, bana destek arkadaşlarım benim.

İlhan Tomanbay, 16.09.1966, Artvin

*

DESTEK NOKTAM

 Bahçelievler’de bir apartman var
Her akşam yüreğim orada çarpar.

Düşüncem orada bir destek kurdu
Tüm duygum yerini buldu, oturdu.

Yılların özlemi çıktı açığa
Kavuştu kararan gönlüm ışığa.

Bir ışık o evden içime doldu
İçimde kederler, acılar soldu.

O geldi gönlüme, bunaltı gitti
Yerine mutluluk sevinç seğirtti.

O apartımanda hayat ilacım
Ben onsuz olamam, depreşir acım.

Dirliğim, varlığım o apartmanda
Onu göremesem sanki bir anda,

Yaşama gücümü yitireceğim
Yaşama gücümü yitireceğim…

Bahçelievler’de bir apartman var
Gün be gün yüreğim orada çarpar.

İlhan Tomanbay, 20.09.1966, Artvin

*

 

DÖRTLÜK

Sanmayın şu kavgada küstüm sevdiklerime
Ben bir kendim dışında tüm insanlara dostum
Belki kinciyim ama benim kinim kendime
Sizle kavga ettikçe kendime küsüyorum.

İlhan Tomanbay, 25.09.1966, Artvin

*

 

İNSANLARA

Şu yaşa gelene dek pek çok insan tanıdım
Hepsi beni gerçeğe yürüttü adım adım.

Kiminiz içten gördü, kimi tepeden baktı
Kiminiz kaçtı benden, kimi gönlüme aktı.

Kiminiz dıştan değil, yürekten sevdi beni
Kiminiz sözle sevdi, sevdi göründü beni.

Kiminiz açık açık sevmediğ’ni belirtti
Sevenlerin sevgisi, sevmeyenleri itti.

Tüm gönlümü o birkaç katıksız dost doldurdu
Seven sevmeyen beni mayaladı, oldurdu.

İnsanlar sayenizde bana şirin göründü
Sayenizde kötüler yalnız “irin” göründü!

Şu yaşa dek dostlarım, çok arkadaş tanıdım
Sayenizde gerçeğe yürüdüm adım adım!..

İlhan Tomanbay, 02.10.1966, Artvin

*

 

GAZEL I

 

Biz bizim bahta ezelden küsmüşüz
Bahta, ikbale tezelden küsmüşüz.

Bizde bizden başka bir öz öz değil
Biz saza her ayrı telden küsmüşüz.

Biz gönül fethetmeye söz vermişiz
Gülmeyen gönle gönülden küsmüşüz.

Kalmamış derler riya dünyada hiç
Bir riya kim hem de dilden, küsmüşüz.

Küstük amma bildiğin yoldan değil
Yunus’un küstüğü yoldan küsmüşüz.

İlhan’ın küsmekte bir maksadı var
Başka şey gelmez kim elden, küsmüşüz!

İlhan Tomanbay, 08.10.1966, Artvin

*

 

KARMAKARIŞIK UMUT

Yollar sürgüledi kapılarımı
Anahtarı aldı gitti yıllar hep
Kapanmış kapılar bir açıldı mı
Çözülecek birer birer diller hep.

Ayrılığım necek sürer bilinmez
Gurbette kalmakla – yazık ölünmez
Sonsuzluk, istersen, diren, beni ez
Karanlığa sürüklesin seller hep.

Bir umut ki kolay bırakılmıyor
Umudu bırakmak beslemeden zor
Bu ha yürekte su, ha gönülde kor
Ama kırık umut veren sallar hep.

Ne zalimsin gurbet, yumuşa biraz
Bak gözlerimdeki şu yaşa biraz
Ağlayan gönüle bunlar yapılmaz
Tutunayım, uzansınlar dallar hep.

Bağrımda tutuşan bir alev saklı
Cüceyim, içimde sanki dev saklı
Zincirleri kırıp fırlayacak mı
Alevleri yayacak mı yeller hep.

Tutsağım gurbete, kaçamıyorum
Özlem dolu içim, saçamıyorum
Gurbette gelecek belki de sonum
Tabutumu yükseltsinler eller hep.

 İlhan Tomanbay, 11.10.1966, Artvin

*

 

KISKANÇ

 Ölme, ölürsen toprak saracak her yanını
Boynunu, omzunu, belini, kollarını
Ölme, toprağın bile değmesini istemem
Benim dediğim sana, anla kıskandığımı.

 Seni kötü gözlerden ah kurtaramıyorum
Salt benim karşımda dur, başka aramıyorum
Eziyor yüreğimi şu katıksız düşünce
Şu hava kadar bile, seni saramıyorum. 

İlhan Tomanbay, 20.10.1966, Artvin

*

 

DÜSTUR

 Doğruluğun peşinden koşan eğrileriz biz
Yerinde şahlanırız, yerinde eğriliriz. 

Gerekirse kaparız her şeye gözümüzü
Ne zaman açılması gerekecek, biliriz.

 Can alırız hak için, doğruluk için amma
Yerinde, titremeden, gülerek can veririz.

 Bir kurtuluş yolunu bulamazsak kolayca
Başı gökte dağları önümüze sereriz.

 Görürüz görünmezin ardında olanları
Gerekirse komutan, gerekirse neferiz.

 Tutkunuz doğruluğa, ışığa, özgürlüğe
Geriyi esir ettik, ileriye esiriz.

 Biz Mustafa Kemal’i uygarca seviyoruz
Ata’nın alnındaki kırışıklar izimiz. 

Hayatın içindeyiz, hayat elimizdedir
Attık adımımızı uygarlığa hepimiz. 

İlhan Tomanbay, 27.10.1966, Artvin

*

 

OL – ÖL

 

Olduğunla öldüğün gün
Uzun yılları da bulsa
İkisi arasındaki fark
Olsa olsa iki nokta.

İlhan Tomanbay, 08.11.1966, Artvin

*

 

SEVİNÇ 2

 Bugünlerde mutluluk koynuna aldı beni
Bugünlerdeki kadar gönlüm hiç sevinmedi.

 Bugünlerde bir başka havadan çaldı sazım
Bugünlerde sevinçten göğe vardı avazım.

 Bu avaz acı dolu yanık haykırış değil
Alnım artık kederden salt kırış kırış değil.

 Pırıl pırıl yüreğim, üzüntü yok ezik yok
Mutluluk denizinden bir tek damla eksik yok.

 İçimde parlayacak kıvılcım saklı gibi
Benliğim kıvılcımı koruyan saksı gibi. 

Bugünlerde havada sindirilen bir tat var
 Bugünlerde içimde görünmeyen kanat var.

 Uçmaya hazırlanan bir kuşum bugünlerde
Hayatın kaynağını bulmuşum bugünlerde.

 Coşkunum, coşkunluğu bir anda içtim artık
Gönlümde kapıları sevince açtım artık.

 Bugünlerde mutluluk koynuna aldı beni
Bugünlerdeki kadar gönlüm hiç sevinmedi.

 İlhan Tomanbay, 13.11.1966, Artvin

*

 

GÜL

 ”Gül” deyince aklıma “gülmek” gelir
Ne hoş olur bir sıcacık gülmeniz
Gül gül açar gönüllerde gül beniz
Benim gülüm, bana bir gül, sevindir. 

Gonca size benzer bir gülümsese
Gülün gözlerinde gülüş bitmese
Ne olur cevap ver a gülüm, sese
O ses benden çıkar, sevmek demektir.

Sevmek deyince gül bülbüle güler
Sevmek deyince ta göğe bakar yer
Sevmek deyince ben ölürüm eğer
Yürekten yüzüme biraz gülseniz.

 İlhan Tomanbay, 24.11.1966, Artvin

*

 

ARTVİN 1

 Bir kent ki gönüller ona bağlanmış ezelden
Serhatleri gök dağlara yaslanmış ezelden
Oynar Horon, oynar Atabar, Seksara (Şıhsaray) oynar
Dağlar titirer, gök gürüler sazdaki telden.

 İlhan Tomanbay, 09.12.1966, Artvin

*

 

 

İNSANLIK I

Hayatın dişlerinde çiğnenen sakız olduk
Jiletle parça parça doğranan nabız olduk
Denge, düzen kalmadı, bir kör kukuya dolduk
Meleğe doğru koştuk, korkulan albız olduk.

 İlhan Tomanbay, 16.12.1966, Artvin

*

 

NEFES

Bana bir nefes ettin
İsa ruhlu sevdiğim;
dirilttin.

 İlhan Tomanbay, 13.12.1966, Artvin

*

 

ŞARKI

Ölmekle bu sevda tükenir sanma güzel
Yandım, acı yetsin, yüreğim kalmadı gel
İster misin ölsün, bu cefayı gene çeksin
Bir ben gibi bitkin, yüreğim kalmadı gel.

İlhan Tomanbay, 14.12.1966, Artvin

*

 

SEVDİKLERİME

Ankara gözlerimde burcu burcu, hayal kent
Gurbet granitten daha yalçın, sert
Çeken bilir diyorlardı, anladım
Sizden uzak olmak apayrı bir dert.

İlhan Tomanbay, 15.12.1966, Artvin

*

 

OLAYDI

Ankara’dan Artvin’e esen bir sam olaydı
Havası kışın yazın üstüme dam olaydı
Bir buldozer dağları dümdüz edeydi ezip
Hiç olmazsa n’olurdu dağlar saydam olaydı.

İlhan Tomanbay, 22.12.1966, Artvin

*

 

1966 – 1967

Bu gece yılbaşı.
Bir bu gece için
Kimsede
Dert, tasa kalmadı.
Oysa üçyüzaltmış gün
Herkesin derdi vardı.
Unutamazdı.
Bu gece yılbaşı.
Geçmişin derdi
Geçmişte kaldı.
Yeni yıl ramazanla
Özlemle kucaklaştı
Tutkular döküldü dudaklarımdan,
Sevinçli.
Bu gece yılbaşı.
Gönlüm tamam bir yıldır
Bu denli sevinmedi.
Bu gece yelkovanın akreple düğünü var.
Eğlenin, eğlenin
Sabaha kadar.

İlhan Tomanbay, 31.12.1966, Artvin

*

 

1966 – 1967 Saat 00. 01

Ayrılık her nedense
Böyle mutlu bir günde
Daha bir katı, koyu
Oturdu yüreğime.

Yeni yıl düğüm düğüm
Hatırladım üzüldüm
Daha bir fazla öldüm
Girdim hayat seline.

Yürekte sevgi vardı
Yerini daha kazdı
Gönül nasibin yazdı
Bu yıl da defterine.

Şimdiye kadar dostlar
Hayatın karanlık, dar
Yollarında ne kadar
Renkli balon patladı.

Bu yıl da geçer böyle
Kah yasla kah sevinçle.

İlhan Tomanbay, 01.01.1967, Artvin

*

 

İNSANLIK II

İnsanlığın kahkahası parça parça,
Kırık dökük.
Göbeklilerin yanında
Dürüstler küçük.

İlhan Tomanbay, 02.01.1967, Artvin

*

 

KLASİK MERSİYE

Yıldızlar sen yokken yanmadı gökte
Güneş ışıl ışıl aydınlatmadı
Yüreklere acı çöktü ansızın
Sensiz dimağlar boş, benizler sarı.

Sensiz ruhlar kuru, anlamalısın
Rüzgar esmez, deniz durgun sen yoksan
Kapkaranlık bir ezgi var içimde
Müzik solgun, gitar ölgün sen yoksan.

İlhan Tomanbay, 07.01.1967, Artvin

*

 

SEVİNÇ 3

Bir tanımsız tutku kapladı beni
Yandı hevenk hevenk gözümde sevinç
Duygularım parlak umutlarım dinç
Benzersiz bir ışık sardı evreni.

                              Sevince açtı gönlüm
                              Çiçekti açtı gönlüm.

Gözlerim görmedi senden öteyi
Duymadım sesinden başkaca bir ses
Eşsiz bir billurla dopdolu bir tas
Gibi senle dolmuş evren, ne iyi.

                              Sevince açtı gönlüm
                              Sevinci içti gönlüm.

Gözlerini gördüm, gözlerim yandı
Tutuldu sevinçten dilim, damağım
Seninle mutluyum, seninle sağım
Gönlüm her isteğe seninle kandı.

                              Sevinçe açtı gönlüm
                              Sevince açtı gönlüm.

Bahar, bahar, bahar desem bahar sen
Çiçek, çiçek, çiçek desem o sensin
Tek düşüncem kaygım tasam o sensin
Kuşluk, gündüz, gece, şafak, seher sen.

                              Sevince açtı gönlüm
                              Sevinci saçtı gönlüm.

Aydınlık ağardı geldin de gülüm
Varlığını duydu güneş, kıskandı
Geçmiş, gün, gelecek adını andı
Secdeye vardılar önünde gülüm.

                              Sevince açtı gönlüm
                              Çiçekti, açtı gönlüm.

İlhan Tomanbay, 11.01.1967, Artvin

*

 

DÖRTLÜK

Tutkuya tutulmuşum, kurtulmayı istemem
Güneşe güldü gönlüm, soluk ayı istemem
“Dostu, yakını yoktur” diyorlar inanmayın
Gönlüm benim yakınım, amca, dayı istemem.

İlhan Tomanbay, 12.01.1967, Artvin

*

 

BAŞLIK

Sattım kendimi sana
Beni gelip alsana!

İlhan Tomanbay, 14.01.1967, Artvin

*

 

BİLİNEN ÖZLENİMLER

Ayrılık vurdu beni
Yaktı, kavurdu beni
Bora, kasırga oldu
Attı, savurdu beni.

Bağrım tutuştu yandı
Ateşlere dayandı
Dağlar girdi araya
Dilimde kaldı adı.

Tutunmaya dal gerek
Yol almaya sal gerek
Gitmeye yol gerekmez
Gönüle hayal gerek.

Boşluğa daldı İlhan
Boşlukta kaldı İlhan
Felekten ters payını
Bu kez de aldı İlhan.

Hayalle bitti işim
Ben önceden bitmişim
Ankara’ya varmazsam
Son olacak gidişim.

İlhan Tomanbay, 04.02.1967, Artvin

*

 

ARTVİN 2

Bir kent ki bulutlar sekiyor neş’elice
Bir kent ki uzandım, tutuverdim bulutu
Çılgın Çoruh’un sesleri Artvinli’ye nağme
Bir kent ki gönül burda yası, derdi unuttu.

İlhan Tomanbay, 06.02.1967, Artvin

*

 

ÖNSÖZ

Saçlarını bağla, gece kıskanır
Yıldızlara bakma göz değer sana
Bilinmez kapının kilidini kır
Dengini bilinmez yerlerde ara.

İlhan Tomanbay, 12.02.1967, Artvin

*

 

LEMİDE

Arıttın gönlümü kara bakışla
Üstelik, döndürdün başımı bir de
Artık unutamam, beni bağışla
Değil mi ki gördüm seni Lemide.

Yaşamam, sevinmem sana bağlıdır
Bitik, ezik bir ruh koma geride
Gitme demiyorum, bari bir satır
Yazı yolla ayda yılda Lemide.

Az dur ki gözümde yaşlar durula
Ipıslak verdiğin mendil elimde
Kaşların arası uzanan yola
Kolun el kolunda girdin Lemide.

Gelin oldun telli duvak gidiyon
Saçın kara, göynün ak pak, gidiyon
Dön de bir yol bana bir bak, gidiyon
Sevinçliyim, sen de sevin, Lemide.

İlhan Tomanbay, 12.02.1967, Artvin

*

Vakti ne?

sabahın seher vaktinden
akşamın seher vaktine
ulaşmak için can atar
aşkımın seher vaktine

o vakit gelir mi dersin
gelmez delirir mi dersin
gelir çıldırır mı dersin
aşkımın seher vaktine

gözleri yaş ile doldu
yaptığına pişman oldu
gelesiye kadar soldu
aşkımın seher vaktine

çığlığımı Tanrı duyar
saatlerim tutmaz ayar
aşık çoban sabır koyar
aşkımın seher vaktine

anıları hep yel aldı
gözleri geçmişe daldı
sana tek sorusu kaldı
buluşmamızın vakti ne?

İlhan Tomanbay, 02 06 2009, Emek

*

 

SEN OLSAN 


Sen yanımda yoksan belli bu her an
Duyar yokluğunu kaç aydır bu can
Bu kalbe her bir an pompalanan kan
Bu cana can katan iksir sen olsan.

Katlanmaktan başka yapacak ne var? 
Varlığından başka tapacak ne var? 
Bu canım bu tenden çıkana kadar 
Başımda bekleyen doktor sen olsan.

Adın dilimde tad, ellerimde ter 
Yürekte çarpıntı, gözlerimde fer 
Her sabah, her akşam, her gün, her seher 
Başıma yazılı kader sen olsan.

Gittiğim her yerde baksam, orda sen 
Seni düşündüğüm yerde belirsen 
Dünyanın en ırak bölgelerinden 
Yedi kat göklere kadar sen olsan. 

Tahtını doldurdun bu garip kulun 
Bahtını güldürdün bu garip kulun
Yıllarından yorgun bu garip kulun 
Kalan dertlerine umar sen olsan.

Yanına yaklaşma elin yabanın 
Elimden bir kaza çıkar, amanın! 
Birgün hüküm yerse, Aşık Çoban’ın 
Boynuna inecek satır sen olsan.

Yaşamım dönüştü çölden ormana 
Bence hiç gerek yok hekim sormana 
Hasta yatağında Aşık Çoban’a 
Tanrı’nın biçtiği ömür sen olsan. 

AŞIK ÇOBAN 
İlhan Tomanbay, 17 09 2006, Ankara

*

 

VAR SENİN

Gözlerinin karasını sevdiğim
Kaşlarının arasını sevdiğim
Yüreğinin yarasını sevdiğim
Bayıldığım gülüşlerin var senin.

Bana gel demesen gene gelirdim
Bana bir gülümse, dene, gelirdim
Uzatsaydın, ellerine gelirdim
Ellerimde elişlerin var senin.

Sen gülümse, güller açar dudakta
İstediğ’mi bir yapayım bırak da
Hele hele yar koynunda yatakta
Ne doyumsuz buluşların var senin.

Yanıyorum senle serinledikçe
İnanamam bir şeyler var bu işte
Biraz daha yaşayayım dedikçe
Can aldıran öpüşlerin var senin.

Sönmüyor bir türlü içimde korum
Kollarında senin hep korkuyorum
Bugün artık bu son olsun diyorum
Hep başlayan bitişlerin var senin.

Aşık Çoban’ı da kattın sürüne
Dolaşırsın hep gerine gerine
Söyle neler ettin böyle erine
Ne uçuran sevişlerin var senin.

Aşık Çoban, 21.12.2003, İzmir

*

 

Seni Bana Ulaştırır

İlkbaharda açan çiçek
Seni bana ulaştırır
Koşa uça gelen böcek
Seni bana ulaştırır.

Göklerde uçan turnalar
Sahili döven dalgalar
Vagon vagon, katar katar
Seni bana ulaştırır.

Kapıyı çalan postacı
İçimden çıkmayan acı
Kar altında çam ağacı
Seni bana ulaştırır.

Sonbaharda düşen yaprak
Gökte dalgalanan bayrak
Deli rüzgar savrularak
Seni bana ulaştırır.

Esen rüzgarda sen varsın
Kopan dallarda sen varsın
Senin aşkın kışın yazın
Seni bana ulaştırır.

Rıhtımda bekleyen yelken
Açılarak pupa yelken
Açıklarda seyrederken
Seni bana ulaştırır.

Aşık Çoban sensiz aşım
Varlığınla dertte başım
Gözlerimden akan yaşım
Seni bana ulaştırır.

Aşık Çoban, 17 08 1971, Çınarcık

*

 

İnsan – 1

Yeryüzünde bütün güzelliklere
Mutlu olsun türkü yakan desinler.
Uzansın tutkunlar yeşilliklere
Bizden olsun gönle bakan desinler.

Nerde güzellik var orda varız biz.
İçi aydınları hep ararız biz.
Birgün anılsın da körpe sevgimiz
O zamanmış en hoş zaman desinler.

Kötüyü elinden tutup kaldırın.
Alıp yüreğine sevgi sardırın.
Gözlerine gülün somurtkanların
Kem değilmiş hiçbir insan desinler.

Bir sevgili gönle düştüğü zaman
Bizden değil yüreğiyle sarmayan.
Milyarlarca insan hep bir ağızdan
İnsan olmaz yürek yıkan desinler.

Sevgiye harcayın tüm emekleri.
Apaydınlık görün gelecekleri.
Kararmış kapanmış kem yürekleri
Sevgi sardı duman duman desinler.

Umut çiçekleri filizlenecek.
Yeryüzüne yeni cemre inecek.
Kavalımız elden ele dönecek,
Adımıza Aşık Çoban desinler.

Aşık Çoban

*

 

İnsan – 2

İnsanın değeri ölçüye gelmez
İnsana dorukta yer veririz biz
İnsanı sevmeyen yaşayabilmez
İnsanlık bağında erenleriz biz.

İnsan erdem yüklü baştan ayağa
İşçi köylü ırgat paşa bey ağa
Yürek testisiyle koşun ırmağa
İnsanlara açık sebillerimiz.

İnsanların hepsi güzel ve iyi
Birbirlerinize sunun sevgiyi
Karşınıza alın en kötü şeyi
Kötülüklerine gülümseyiniz.

En yüce yapıttır “sevilen insan”
İnsan olmaz gönlü tutkun olmayan
Sevgi kavalını üfledi çoban
Ezgilerle doldu gönüllerimiz.

Aşık Çoban

*

 

İnsan-3

İnsan insan diye başladık söze
İnsanı oturttuk dillerimize
İnsandan bir zarar gelmedi bize
Biz insana insan gibi baktıkça…

Düşünen insana saygı besledik
Düşünce kısıldı kaygı besledik
İnsanlık gelişir yücelir dedik
Düşünceler seller gibi aktıkça…

İnsan düşündükçe değerin korur
Düşünmeyen insan insanı vurur
Gelişmeler durur insanlık kurur
İnsanın beynine kilit taktıkça…

Yüzyıllar boyunca düşündü insan
Düşünce birikti değişti zaman
Evren aydınlandı dağıldı duman
Her insan dünyada bir mum yaktıkça…

Nedir Aşık Çoban şu kavga nedir?
İnsan yeryüzünün her yerinde bir
İnsandan insana ne zarar gelir
Sevginin çakmağı gönle çaktıkça…

Aşık Çoban

*

 

 

KEZBAN

 

Kezban seni tanıdım
Yanardağ oldu aşkım
Kabına sığamayan
Kızgın lav gibi taştım.

Beni bana tanıttı
Yumuşak tatlı sesin
Yaşantınca ezinti
Üzüntü görmeyesin.

O yalansız bakışın
Çocuksu gülüşünle
Benliğime yer ettin
Çok mutluyum seninle.

Kezban, duygularımı
 Anlatmak istiyorum
Bu soğuk resmiyeti
Fırlatmak istiyorum.

Kezban anlıyor musun
İçten duygularımı?
Yüreğinden geçenler
Yalandan mı candan mı?

Tanıdığımdan beri
Senle dolu her anım
Beni anla ne olur
Seviyorum Kezban’ım.

Seviyorum Kezban’ım
Sen yoksan ben hastayım
Gelirsen sağlam sağım
Sensin benim ilacım.

Yoksan yok olmaz acım
Güzelliğine açım
Sensin başımda tacım
Seninle ak her anım
Seviyorum Kezban’ım.

İlhan Tomanbay, 23.02.1967, Artvin

*

 

DİLEK 1

Geldiğin tek geceyi binbir gece sayayım
Destan destan sözünü bir tek hece sayayım
Yaşamamın sonu var, seni sevmek sonuçsuz
Bensiz olsam da olur, tek sensiz olmayayım.

İlhan Tomanbay, 03.03.1967, Artvin

*

 

YETER

Kalmasın “siz – biz” artık “sen – ben” olalım yeter
Ellerin olsun yüzyıl, biz an olalım yeter
Zil çalana kadar mı bütün dersin süresi
Bir anda tutuşalım, saman olalım, yeter
Ağlamak doldurmuyor sensiz olan günleri
Neden uzağız “ İlhan – …………“ olalım yeter.

İlhan Tomanbay, 07.03.1967, Artvin – Pastane.

*

 

SUSUZLUK

Bugün boş oturmayı istemiyor hiç canım
Bilinmeyen bir şeyle uğraşmak istiyorum
Şimdiye duyulmadık, şimdiye bulunmadık
Şimdiye aşılmadık dağ aşmak istiyorum.
 

Bilinenler ruhumu sıkıyor kafes gibi
Oyalanmam olağan şeylerle herkes gibi
Tek emir istiyorum “dileğince es” gibi
Olağanlara karşı savaşmak istiyorum.

İlhan Tomanbay, 14.03.1967, Artvin

*

 

TAMAMLAYAMADIĞIM

Kollarım uzandı Alaca’ya, gel!
Eridim günleri saya saya, gel!
Zihnim uyuş uyuş, dimağım kuru,
Bomboş yüreğimi doldurmaya gel!
Kollarım uzandı Alaca’ya, gel!

İlhan Tomanbay, 28 03 1967, Artvin

*

 

İKİLİK

Güzelliklere güldü gülmeyen gönlüm bugün.
Güzelliklere gülen güleç ölüyüm bugün.

 

*

 

PRES

 

Gurbetin en derin noktasındayım.
Şaşkınım, dolaştı elim, ayağım
Biri sevdiklerim, biri ayrılık
İki büyük pres arasındayım.

İlhan Tomanbay, 02.04.1967, Borçka

*

 

ÖLÜM

Ölüm bölüm bölüm yaklaşmaktadır
Başta saç gitgide aklaşmaktadır
Kişioğlu güçsüz, kişioğlu kul
Gene de durmadan savaşmaktadır.

Güçsüzlük içinde bu ne güçtür ki
Ölüme duyulan bu ne öctür ki
Dışarı vurulan bu ne içtir ki
Sonunu sormadan savaşmaktadır.

Ne kadar dayanır, bildiği halde
Hızla son sınıra geldiği halde
Zamanı gelince öldüğü halde
Canını vermeden savaşmaktadır.

İlhan Tomanbay, 04.04.1967, Artvin

*

 

GEL

Yoksun, sokağına giremiyorum
Bir mutlu yaşantı süremiyorum
Yoksun, dondu kaldı damarımda kan
Yalınız şuramda bir şey var yakan
Aşkın, alev alev, sönemiyorum
Girmişim yoluna, dönemiyorum
Yoksun, yok oluyor içimde sevinç
Ne bir duygum parlak, ne bir duygum dinç
Tek bir umudum var, bilemiyorum
Yaşım, dalga dalga silemiyorum
Yoksun, yoğun yoğun kapladın beni
Gurbet duvarına sapladın beni
Çıkmağa gücüm yok, çıkamıyorum
Belki akarsuyum, akamıyorum
Neye yarar, yolum bu benim artık
Gurbette ezildi bedenim artık
Parçalayıp, dilip, bölemiyorum
O da kolay değil, ölemiyorum
Gel ruhum bekletme beni artık, gel!
Sensiz bir yaprağım savruk savruk, gel!

İlhan Tomanbay, 05.04.1967, Artvin

*

 

İNSANLAR III

Bir gemiyim kırık dökük
Battı batacak
Sığınacak
Bir liman
Sağlam bir liman buldum:
İnsanlığınıza sığınıyorum!

 İlhan Tomanbay, 11.04.1967, Artvin

*

 

DÖRTLÜK

Biz en saf bir tutkuya saygı duyanlardanız
Mert bir dostun sözüne zevkle uyanlardanız
Yüreğimizi yakan yalnız ikiyüzlülük
Yüze gülücülerden kaygı duyanlardanız.

İlhan Tomanbay, 19.04.1967, Artvin

*

 

ÖLDÜRDÜ DERLER

 

………’e ve …………..’a

 Şu insanları ben anlayamadım
“Her şey bir bütündü, böldürdü” derler
Oysa didinirim birleştirmeye
Yaşatmak isterim, “öldürdü” derler.

El gülsün bağrıma bıçak saplarım
Eller üşümesin, erisin karım
“Üzülmesin kimse, duymasın” derim
“Biz duyurmuyorduk, bildirdi” derler.

Amacım üstünden kederi atmak
Amacım onunla sevinci tatmak
Amacım kolonya sunup koklatmak
“Boğazına gazı doldurdu” derler.

Ölenlere lokman hekim olurum
Alınmaz yerlerden ilaç alırım
Kopuk çiçeklere toprak bulurum
“Yaşayan çiçeği soldurdu” derler.

Tatlı bulduğumdan tatmak isterim
Uzanıp yanında yatmak isterim
Bardağına şeker katmak isterim
“Tatlı çaya zehir doldurdu” derler.

İlhan her şeyin boş, her şeyin yarım
Elin göz zevkini bozar mezarım
Çiçeklere “yolmak yasak” yazarım
“Bütün çiçekleri yoldurdu” derler.

İlhan Tomanbay, 22.04.1967, Artvin

*

 

HINÇ

Kırık plak
“Sen aşk nedir bilmez misin?”
Diyordu.
Birara biz çok bilirdik,
Ne oldu?

İlhan Tomanbay, 23.04.1967, Artvin

*

 

BOŞVERMİŞLİK

Senden özge gördüğüm bütün insanlar zalım
Vız gelir arka yanı!
El ele tutuşalım, elden uzaklaşalım,
Dünya umurumda mı?

İlhan Tomanbay, 23.04.1967, Artvin

*

 

TAŞ

                                                              Tecer’e…
Olmadı olmadık olaylar bende
Zoru eller aldı, kolaylar bende
Kalaycı sahip ol gereçlerine
Havya sende ama, kalaylar sende.

İlhan Tomanbay, 08.05.1967, Artvin

*

 

DİLEK 2

Geceme mehtap olan, gönlüme dolan ayım
Odundan ak kor olur, suya sokulmuş yayımÇift
su verilmiş çelik gibi, sertleştim, katı
Verdiğin su yetmedi, bırak daha doyayım.

İlhan Tomanbay, 08.05.1967, Artvin

*

 

YAKARIŞ

Yürek
Bölük
Bölük
Ezik.
Alın
Kırış
Kırış
Çizik.
Yitmez!
Sevgi
Onur.
Tutku
Gurur.
Domur
Domur
Kalbte
Vurur.
Gitmez.
Buna
Ölüm
Bile
Yetmez.
Yüzyıl
Süren
İnanç
Gerek.
Kulluk
Gerek
Sonsuz-
a dek.
Ölsek
Bitmez.
Sana
Bütün
Evren
Hayran.
Sana
Bütün
Varlık
Kurban.
Sana
“Yaran”
Sana
“Rıdlan”
Sana
“Canan”
Denmez.
Seni
Dal dal
Saran
Yürek,
Seni
Kutsal
Sanan
Yürek,
Alev
Alev
Yalaz
Yalaz
Duman
Duman
Yanan
Yürek
Bi hiç
İçin,
Bi hınç
İçin,
Bi öç
İçin,
İnat,
Sebat,
Ve göç
İçin
Sönmez.
Eden
Bilir,
Eden
Bulur,
Eden
Ölür,
Yaşam
Söner,
Itır
Itır,
Sevgin
Ölmez.
Çarpım
Çarpım
Göğüs
Vurur.
Günü
Gelir
Göğüs
Durur.
Gene
Bende
Tutku
Önde.
Yürek
Solup,
Göz göz
Olup,
Bölük
Pörçük
Çıksa
Tenden,
Yola
Düşse,
Durak
Durak,
Bucak
Bucak
Kaçsa
Önden,
Ya da
Serap
Sansa,
Koşsa,
Adın
Dilde
Ansa
Koşsa,
Yolu
Biter,
Usu
Yiter.
Solar
Gider
Gene
Dönmez.
Üvez
Üvez
Bursa
Dili
Tadın
Kadın,
Gene
Senden
Sana
Yakın,
Gene
Senden
Daha
Yakın
Senin
Adın.
Senin
Tadın.
Saça
Çiçek
Miçek
Takın.
Akın
Akın
Binbir
Çiçek
Bayır
Bulmuş
Sular
Gibi
Sana
Koşar.
Necek
Sussa,
Necek
Dursa
Bir an
Gelir
Gene
Coşar.
Sakın
Sakın
Madde
Seni
Şaşırt-
masın.
Sana
Senin
Gülün
Yeter.
Saça
Karan-
filin
Yeter.
Sana
Senin
Dilin
Yeter.
Elin
Yeter,
Belin
Yeter,
Yılım
Yılım
Selin
Yeter.
Bana
Serin
Yelin
Yeter.
İzin
İzim.
Tezin.
Tezim.
Tözün
Tözüm.
Senin
Dinin
Dinim
Benim
Akça
Sazım.
Tutku
Hızım.
Siyim
Siyim
Akan
Yakan
Sızım
Benim.
Kara
Küçük,
Kuzum
Benim.
Emel
Kuşum,
Kızım
Benim.
Zaman
Zaman
Üzüm
Üzüm
Bakan
Çakan
GözümBe
nim.
Andan
Ana
Tutma
Bilmez
Sözüm
Benim.
Ağu
İçim,
Yudum
Yudum
Dozum
Benim.
Aşım,
Tadım,
Tuzum
Benim
(Yürek
Mangal)
Közüm,
Yazın
Kalıp
Buzum
Benim.
Özüm
Benim.
Bahtım,
Alın
Yazım
Benim.
Beni
Soldur,
Beni
Öldür
Atma
Beni.
Dile,
Bozdur
Bozdur
Harca,
Şurda
Burda
Satma
Beni.
Sen bi
Kutup,
Ben bi
Kutup,
Tut çek
Beni,
İtme
Beni.
Olta
Ağır,
Suda
Böyle
Balık
Gibi
Tutma
Beni.
Bahtım
Kara
Bahtı
Kara
Etme
Beni!

İlhan Tomanbay, 09.05.1967, Artvin

*

 

HOŞÇAKAL

Bir Biçim Ağıt

Dostum! İstersen sevin
İstersen üzül, dövün
Senin olsun Artvin
Bırakıp gidiyorum.

Düşünme ince ince
Eriyor gündüz, gece
Tam zamanı gelince
Bırakıp gidiyorum.

Ne duyulsun kahkahan
Ne de ağla ardımdan
Bir dakika durmadan
Bırakıp gidiyorum.

Sevdim, elde ne kaldı
Bu gönülde ne kaldı
Sev, sevil de ne kaldı
Bırakıp gidiyorum.

Çoruh gene akacak
Genya göğe bakacak
Artvin’i bucak bucak
Bırakıp gidiyorum.

Yeşili senin olsun
Hoşdili senin olsun
Sevgili senin olsun
Bırakıp gidiyorum.

Ağacında sarolu
Çiğnediğim bu yolu
Gözlerim dolu dolu
Bırakıp gidiyorum.

“Merek” ile “Dışkar”ı
“Pathı” ile “Cıncar”ı
Benliğimdeki yarı
Bırakıp gidiyorum.

Parkı, okulu, evi
Bayramlarda söylevi
Tutku denilen devi
Bırakıp gidiyorum.

Borçka, Murgul, Şavşat’ı
İskebe, Maradit’i
Alaca’yı, Haypet’i
Bırakıp gidiyorum.

Yerdeki karıncayı
Kopardığım goncayı
Tatsız içtiğim çayı
Bırakıp gidiyorum.

“Ayrılamam” desem de
Aşkımı beslesem de
Sevsem de sevmesem de
Bırakıp gidiyorum.

Sevmeyenler sevinsin
Ayaklar suya insin
Belli fırtına dinsin
Bırakıp gidiyorum.

Kimisi sevdi beni
Dudak büktü kimisi
İyi kötü hepsini
Bırakıp gidiyorum.

Köyde kentte sergiyi
Güzel, benzersiz, iyi
Ne buldumsa her şeyi
Bırakıp gidiyorum.

Ne istiyorsun benden
Nedendir bu üzülmen
Yüreğimi bedenden
Bırakıp gidiyorum.

İlhan Tomanbay, 01.06.1967, Artvin

*

 

SIKINTI ÜRÜNLERİ

Çaresizlik şaşkın etti bendeni
Özlemliğin ezdi gitti bendeni
Yüce dağlar yalçın setti, geçilmez
Bu sebepten göremedim ben seni.

**
Ayrılığın yaktı beni çaresiz
Bulamadım nedenini çaresiz
Zaman sırıtıyor yüzüme arsız
Uzanayım ver elini çaresiz.

**

Çare çare çare dedik, inledik
İnlemeyi benimsedik, inledik
Acı yeter, yol açılsın varalım
Yare yare yare dedik, inledik.

**

Yürekteki yara eşildi gene
Oynandı, ellendi, deşildi gene
Zerdüşt’ün ateşi dağladı beni
Bana kader yolu seçildi gene.

**

Dağ ezildi, taş eridi özlemden
Bağır, yürek ağlar idi özlemden
Gün günleri, bilinç aklı şaşırdı
Ayrılığım bunca zaman ki senden.

**

Kara perde indi gözüm gönlüme
Özlemliğin sindi gözüm gönlüme
Söyle ama gireceksin, ne zaman
Ruhum, canım, cicim, gözüm, gönlüme?

**

Güneş kavur kavur ayrı diyarda
Göz kör, kulak sağır ayrı diyarda
Birkaç gün uzarsa yokluğun gülüm
Canımdan ne kalır ayrı diyarda?

**

Ağlamakla azalmıyor ayrılık
Fırtına var durulmuyor ayrılık
Nice yıldır yarışmaktan yıllarla
Ben yoruldum yorulmuyor ayrılık.

*


BALYOZ

İki kelimesi
İki balyozdu.
Vurdu, vurdu, vurdu, vurdu…

*

 

OLMAZ

Yalnız bırakıp gittiğin akşam…
Sabah olmaz!

*

 

SON DURUM

Ayrılık geldi çattı, sonsuz tutkun bir yanda
En sevgili düşmanlar senle benim aramda
“Geçmişi unut” dedim, kendim unutamadım
Ben seni bırakamam sen beni bıraksan da.

İlhan Tomanbay, 07.06.1967, Artvin

*

 

KOŞMA

Artık rahatça bir soluk alsınlar
Yalnız bırakmasın ışık onları
Yanlarında yoğum, sıkılmasınlar
Denizdik, kor olup yaktık onları.

Buraya gelmişken ne umutlarla
Güvendiğim dağlar örtüldü karla
Neyse gene şükür bir bu kadarla
Ayrılıp umutlu yaptık onları.

Gittim, güller açar belki delişmen
Rahatsız olmazlar belki sevmemden
Gül özgür, üstünden dökülsün diken
Biz öldük, biz mutlu yaptık onları.

Neydim ki korkuldum, can alan mıydım
Tepeden ayağa bir yalan mıydım
Kadehlerinde bir baldıran mıydım
Değildim, yapardım tanık onları.

Gittim, gün parladı, ufka baksınlar
Karşılıklı geçip kadeh çaksınlar
Uygun yerlerine kına yaksınlar
Yokluğum güldürsün artık onları.

Bundan sonra rüzgar tatlı esmeli
Sevinç sedasının savrulsun yeli
Zenginler ardımdan kurban kesmeli
Öyle ya, yalnız bıraktık onları.

İlhan Tomanbay, 25.06.1967, Artvin

*

 

DOST’A

Kes bana ver gönlümü, kendim veremiyorum
Ben benden öylesine uzağım, ulaşılmaz
Bir yanda kalıp buzum, bir yanda koca korum
Ben vermek istesem de ara engel… aşılmaz.

İlhan Tomanbay, 27.06.1967, Artvin

*

 

 

1967 ANKARA

 

ANKARA’M

Kavuşmakla kapanan tek yaram benim
Şükür kavuştum sana Ankara’m benim.

*

 

DOSTLARIM

Dostlarım, aylarım sizi düşünmek
Anılarınızı anmakla geçti
Dağlar potasında tastamam on ay
Özlem ateşiyle yanmakla geçti.

Dostlarım, ayrılık bambaşka acı
Gözler sızım sızım, ruh sancı sancı
Kavuşacağımın kesin inancı
İçinde on ay avunmakla geçti.

İlhan Tomanbay, 1967, Artvin dönüşü Ankara

*

 

DÖRTLÜK

Hep peşinde koşmaktan kalmadı takat bende
Sevginle yarışmaktan kalmadı takat bende
İstiyordum gönlünde ben olaydım rakipsiz
Binbir engel aşmaktan kalmadı takat bende.

İlhan Tomanbay, 08.08.1967, Bahçelievler

*

 

Hüsnü Züber

Sanat sınırlarını
Aşıyor Hüsnü Züber
Şu yaşanmaz acunda
Yaşıyor Hüsnü Züber.

Desenlerinde sır var
Kaleminde asır var
Doruk olana kadar
Koşuyor Hüsnü Züber.

Duygusuna ermek zor
Onu tanımlamak zor
Çizdikçe coşturuyor
Coşuyor Hüsnü Züber.

Mutluluk var yasında
Umut var gözyaşında
Çizginin potasında
Pişiyor Hüsnü Züber.

Sanat denen dev yükü
Taşıyor Hüsnü Züber.

İlhan A. Tomanbay, 1969, Ankara

*

 

Sesleniş

 Kapatıp kapıları karanlığın üstüne
Güneş doğduracağız insanlığın üstüne
Bizden hizmet, bizden güç, bizden çaba bekliyor
Bitimsiz sorunlar ki yığın yığın üstüne.

Geldik umutla hazla
Kış üstüne ilkyazla
Ellerimizde sazla
Akçadağ’ın üstüne.

Sorunları kar gibi küreyip atacağız
Atılımlarımıza atılım katacağız
Köhnemiş görüşleri devirip yıkıp atıp
Apaydın bir toplumu baştan yaratacağız.

                              Toplum bekliyor bizi
                              Dertleri dizi dizİ
                              Tanıttık kendimizi
                              Daha tanıtacağız.

Yediden yetmişe dek herkese destek biziz
Derdin olduğu yere hemen gelecek biziz
Yoksulun, çaresizin, yaşlının, çocukların
Umutların göğsünde vuracak yürek biziz.

                              Gönüllerimizde yar
                              İnsanlık sevgisi var              
                              Doğacak güne kadar
                              En yüce emek biziz.

Umuduz yoksulun yüreğinde bey
Tohumuz tarlanın evleğinde bey
Biz varız kişinin dileğinde bey
Gonca gonca inancız biz, hızız biz.

                              İnsanın çektiği çileler yeter
                              Bizde insanlığın borusu öter
                              En kutsal çabalar alnımızda ter
                              Gökten yere yekinmiş yıldızız biz.

                             
İnsanlığın bağrında sevap yüklü bereket
Andımız aydınlıktır, adımız sosyal hizmet.

                                             
İlhan Tomanbay, 1970, Ankara
* Sosyal Hizmet dergisinde yayınlandı. Sayı: 5-6-7, Şubat-Mart-Nisan, 1970

*

 

Söylemediler

Koşan yağmurlara adını sordum
Sustular, sustular, söylemediler
Ne yalan söyleyim, beklemiyordum
Sustular, sustular, söylemediler.

Bir buruk iz kaldı içimde, çıkmaz
Sessizce ağladım üç mevsim, bir yaz
Adını istedim, tambur, kanun, saz
Sustular, sustular, söylemediler.

İlhan Tomanbay, 20 09 1971, Emek

*

 

Yıllar Sonra

 Rastladım yıllar sonra, aynı güzelliktesin.
Gene eskisi gibi büyüleyici sesin.
Nerden çıktın karşıma, efsane misin nesin?
Rastladım, yıllar sonra aynı güzelliktesin.

İlhan Tomanbay, 27 08 1971, Emek, 00:15

*