KATILIM NEDİR?

İlhan Tomanbay
Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi

Katılım, sözlük anlamı olarak katılma eylemini anlatır. Katılım, katılma bir süreçtir. Bu süreç olma katılımın bu yazı kapsamında ele alınan ilk özelliğidir.

Katılımın Osmanlıca’da kullanılan Arapçası “iştirak”tir. “İletişim ya da ortak eylemde bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme sürecidir.” katılım[1]. Fiil durumu katılmaktır ve katılmak katmak fiilinin edilginidir.

Katılım İngilizcede “participation”, Almancada “Teilnahme, f” sözcükleriyle karşılanır.

Katılmanın benzer bir başka anlatımı da “ortak olmak, benimsemek”tir. İnsan benimsemediği bir yere, olaya, çalışmaya katılmaz zaten. Burada katılımın ikinci özelliği ortaya çıkıyor. Katılım gönüllüdür. İsteğe bağlıdır. Benimsenerek yapılır, yapılmalıdır. Zorlayarak sağlanan “bir yere giriş” katılım olarak görülmemelidir. Bu zorunlu durum olsa olsa “katma” ile açıklanabilir. Gönül olmadığı sürece de bu katma korkuya dayalı bir katma ve katılma olur. Birlikteliğe istekli olarak başlamaktır katılım.

Bu arada, kavramı tüm ayrıntılarıyla kavramamızı kolaylaştıracağı için diğer iki anlamını da söylemeliyim. Katılmak insanın soluk alamayıp kaskatı kesildiği baygınlık durumunu da anlatır. Soluk kesilir, beden gerilir, bir süre insan hareketsiz ve bilinçsiz kalır. Buradan, mecazi bir benzetmeyle, soluğu kesilecek denli çok ve yoğun gülmeye de –gülmekten- katılmak denir.

Ancak bizim konumuza temel olan tanım bireyin, grubun, topluluğun ya da toplumun bir anlayışa, bir çalışmaya, bir eyleme, bir topluluğa, ya da bir örgüte gönüllü olarak girmesi sürecidir.

Bu tanımı biraz daha açarsak bakın neleri eklememiz gerekiyor:

Katılım, bireylerin gruba, grupların topluluklara, birey ve grupların yönetime, toplu çalışmalara, projelere söz ve karar sahibi olarak iradelerini aktarmaları eylemi ve süreci.

Katılımın ana gerekçesi, katılmadığınız taktirde o işin yapılamayacak olmasıdır.

Katılmadığınız taktirde gene de yapılacak işe kim katılır, enerjisini harcar ki? (Dolaylı bir çıkar sağlama amacı dışında tabii.. Zevk için, kendini beğendirmek için, bir işe girebilmek için, vakit öldürmek için vb.)

Yapılacak işin iyi bir biçimde gerçekleşmesi sizin katılımınızı gerektiriyor ve siz de gönüllü olarak katılıyorsanız yapacağınız işten zevk de alırsınız. Bu, vakit öldürerek zevk almak değil, üreterek zevk almak olur ki, katılarak, böylelikle yaşamın anlamını da yakalamış olursunuz.

TOPLUM KATILIMI NEDİR?

Toplum katılımı, en kısası, bir işe toplumca katılmaktır. Yani, daha çok insanın aynı amaca yönelik etkin olmasıdır. Sayıca olabildiğince çok sayıda bireyin, grubun toplumda ele alınan bir çalışmaya hep beraber, elbirliğiyle katılmasıdır.

Birleşmiş Milletler Yönetim Araştırma Grubu Raporundan alınma tanımla, toplumsal bazda “katılım, geniş anlamda, devlet memurları da dahil olmak üzere tayin ile göreve getirilen bütün memurlardan ayrı olarak, halk topluluğuna mensup kişilerin hükumetin faaliyetlerine etki etmek veya doğrudan doğruya toplum ihtiyaçlarını sağlamak yoluyla oynadıkları rolü ifade etmektir.” (Yalçındağ, 1974)

Bu tanımdaki öneli bir eksikliği tamamlamak zorundayız. “Halk topluluğuna mensup kişilerin […] toplum ihtiyaçlarını sağlamak yoluyla oynadıkları rol” başka tavır türleri ile de olabilir. Örneğin bu rol, “toplum ihtiyaçlarını sağlamak” amacıyla muhalefet yapmak da olabilir. İşleri “aksatmamak” niyetiyle çalışmalara katılmamak biçiminde de ortaya çıkabilir. Oysa, bu tanımın ereklediği katılım, “toplum ihtiyaçlarının sağlaması” amacına yönelik olarak “gereken çalışmalara katılarak” oynadıkları rolü ifade etmektir.

Bu tanım katılımda kamu görevlilerini devre dışı bırakmıştır. Bu nedenle bu tanım daha çok toplum katılımı değil, halk katılımı kavramına uyar. Gerçi, UNICEF laynaklarına göre şimdi aktaracağım bir tanım da kamu ve kamu alanı dışındaki kesimler ayırımını yapmadan, yani tüm toplumun katılımını gözeterek yapılmış bir tanımdır ve ancak halk katılımı kavramının tanımı olarak verilmiştir. Ancak, “public participation”un İngilizcede toplum katılımı (Community Participation) olarak anlaşılması İngilizce kavramlaşma açısından yanlış olmayacaktır.

UNICEF raporlarında benimsenen toplum katılımı (halk katılımı) tanımı şöyledir:

“Halk katılımı en kolay bir şekilde toplum üyelerinin birlikte karar almaları, birlikte birşeyler yapmalar olarak açıklanabilir.” (UNICEF, 1995)

Bu tanım gibi, gene halk katılımı, yani, kamunun yaptığı çalışmalara kamu kesimi dışındaki insanların katılımı anlamından daha geniş ve insanları ayırmadan konuya yaklaşıldığında, aşağıdaki tanım çıkar ve bu tanım da geniş ve kapsayıcıdır. Bence, daha çok, toplum katılımı tanımıdır[2].

“Bir toplumun bilinçli olduğu ya da bilinçlendirildiği bazı ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile iç ve dış kaynaklardan yararlanarak sorunlarına çözüm yolu bulmak, bunu gerçekleştirmek için gösterilen eylem aşamalarının tümüdür.” (Canbolat ve ark.dan aktaran Koçyıldırım, 1992, 6)

Canbolat ve arkadaşlarına göre, toplum katılımını gerçekleştirebilmek için gerekli altyapı şunlardan oluşuyor.

  1. Toplumun bilinçlendirildiği ortak gereksinimler olmalı.
  2.  Bu gereksinimlerin karşılanması için gerekli iç ve dış kaynaklar bulunmalı.
  3. Toplumun harekete geçmesi ve katılımı gerekli. (1970)

Bu altyapı genel olarak bilinçten beslenecektir. Salt birinci aşamada, gereksinimler konusunda bir bilinç değil, toplum katılımı çalışmasının her aşamasında toplum bireylerinin sürekli bilinçli durumda olmaları toplum katılımının gerçekleşmesini kolaylaştiracaktır.

Toplum katılımını, kamunun yaptığı hizmetlere halkın katılımı olarak yaklaştığımızda yurttaşların devlet hizmetlerine gönüllü yaptıkları katkılar olarak görebiliriz. Kamunun verdiği hizmette eksiklik, aksama nerede ise onun giderilmesi yönünde yapılan çalışmalarla sınırlıdır. Bu katkılar, para, araçgereç, işgücü, taşınmaz mal, taşıt aracı sağlanması vb. olabileceği gibi (etkin toplum katılımı), kamu yönetiminin aldığı karar ya da yürüttüğü uygulamaları benimsemesi (edilgin toplum katılımı) biçiminde de olabilir.

Görüldüğü gibi toplum katılımı

  1. etkin katılım (işlerin yürütülmesi iaçin gereken maddi ve fiili katılım) ile
  2. edilgin katılım (karar ve uygulamaları benimseme düzeyinde katılım)

olarak ikiye ayrılabilir.

Ancak, toplum katılımının bir uygulama, bir eylem olduğu görüşünden hareket edersek etkin katılımla yaşam bulacağını söylemeliyiz. Benimseme, bir toplum hizmetinin başarısı için çok önemlidir; ancak, benimseyip, kenarda durarak uygulamacıları güçlükler ve yetersizlikler içinde yalnız bırakmanın gerçek anlamda toplum katılımı olamayacağını, kanımca, benimsemeliyiz.

NEDEN VE NE ZAMAN TOPLUM KATILIMI

Konu olan toplum hizmetinin yürütücüleri (kamu yönetimi ve kamu personeli), ki bunlar çoğu zaman kamu yönetimi olarak kendilerini gösterir, o hizmeti kamu gücü ile gerçekleştirmekte zorlandıkları taktirde toplum katılımı devreye girer.

Ya da kamu yönetiminin ilgi duymadığı ya da ele almak istemediği bir konu eğer halkın bilinç düzeyine çıkmış ve toplumun isterleri arasında yeralmışsa, toplum bireyleri kendi aralarında örgütlenip katkı vererek o işin gerçekleşmesi için çalışabilirler. Hatta, bilinç düzeyine bağlı olarak bu tür katılım kamu yönetimine karşın da harekete geçebilir.

Bunlardan birincisi

  1. kamu hizmetlerine katılım, ikincisi,
  2. yerel dinamikle sağlanan katılımdır. Yani, halkın bir işi başarmak için,  özgücüyle örgütlenmesi ve işe girişmesidir.

Kamu yönetimi dediğimizde başka bir noktayı da belirlemiş oluyoruz. O nokta da, toplumun çağdaş anlamda kamu yönetiminin ortaya çıkmasını sağlayan modernleşme aşamasına gelmiş olmasıdır. Yani, toplumun sanayileşme ve kentleşme aşamalarını gerçekleştirmiş, bunun üzerine toplumda birincil ilişkilerin zayıflamış, yerine ikincil ilişkilerin başat olduğu bir yapıya ulaşmasıdır. Bu aşamaya gelmiş toplumlar büyümüş ve karmaşıklaşmıştır; teknoloji halkın yaşamına daha çok girmiştir.

Toplumun bu dönüşümünün kurumsal görünümü birincil kurumların sayı ve etkinliklerinin artması birincil kurumların hızla yerini almalarıdır.

İkincil ilişkiler ve ikincil kurumların egemen olduğu toplumlarda toplum katlımı öneme çıkar, gündeme gelir ve anlam kazanır. Özetle, toplum katılımı eyleminin ortaya çıktığı toplumlar ikinci ilişkiler ve kurumların egemen olduğu toplumlardır.

Toplumlarda nüfus artınca işbölümü ortaya çıkar. İşbölümü ile mekanik ilişkiler (birincil ilişkiler) organik ilişkilere (ikincil ilişkilere) dönüşür. Organik ilişkilerde uzmanlaşma artar, yerel bağlar zayıflar, değerler evrenselleşir ve bireycilik gelişir (Kongar 1972).

Uzmanlaşmanın arttığı, yerel bağların zayıfladığı, değerlerin evrenselleştiği ve bireyciliğin geliştiği, yani kurumlaşmanın yerleştiği toplumlarda da dayanışma ve yardımlaşma duyguları zayıflar. Dayanışmanın yerine devletçe ödenen sosyal yardımlar, yardımlaşmanın yerini sosyal hizmet kuruluşları alır. Bu tür kurumlaşma, sosyal dayanışmayı daha da köreltir ve toplum katılımını daha da gerekli kılar.

Neden böyle bir katılma gereği doğar?

Eğer bir topluma katılmazsanız hedeflediğiniz işinizi yapamayacağınızı, gerçekleştiremeyeceğinizi, belirlediğiniz amacınıza ulaşamayacağınızı düşünürsünüz. İşinizi daha iyi yapmak, daha çok iş üretmek, amacınıza daha sağlamca ulaşmak… için katılırsınız. Toplumca katılınmayan işlerin verimli olamayacağına inanırsınız. Ya da görürsünüz ki, ne kadar çok insan bir işe gönüllü olarak katılırsa o işte o denli verim ve başarıya ulaşıyorsunuz.

O zaman,

İnsanları o işe katmaya çalışırsınız. Daha doğrusu, insanların o işe katılmalarını sağlamaya çalışırsınız. Hedeflediğiniz işi yapmaktan önce insanları gittikçe daha çok sayıda o işe katmaya çalışmanız da ayrı bir iş olur. Bunun için gönüllülüğü gözeterek kendiliğindenliği harekete geçirmeye çalışırsınız.

Toplum katılımı ayrı bir iş alanı olarak doğar böylece. Toplum katılımcıları özel bilgi, beceri ve çalışmalarıyla yeni bir meslek ya da politika kategorisi olarak ortaya çıkarlar. Gittikçe daha çok insanın bir amaca yönelik olarak ortak çalışmalara gönüllü katılmalarını sağlamak için çeşitli teknikler geliştirir, insan ilişkileri kurar, toplantılar yapar ve bunu sağlamaya çalışırsınız.

Özetle, burada anlatmak istediğim katılım, katılmadığınız taktirde  Devletin o işin üstesinden gelemeyeceği ya da gelmek istemediği katılımdır.

TOPLUM KATILIMININ ÖNEMİ

(TOPLUM KATILIMI ÜZERİNE AFORİZMALAR)

Toplum katılımının dayandığı temel düşünceler toplumsal yapıdan, yani değişen toplumsal ilişkilerden ve kurumlaşmalardan doğar ve bu doğuş kendi düşünsel gerekçelerini de yaratır. Toplum katılımının dayandığı temel düşünceler şunlardır:

  • Toplumların yetenek ve kapasiteleri geliştirilebilinir.
  • İnsanlar değişebilir, gelişebilir.
  • İnsanlarda değişme isteği uyandırılabilir.
  • Değişime direnç toplumda ancak küçük bir kesimde bulunabilir ve bu direnci de aşacak yöntem ve teknikler vardır.
  • Halkın kendileriyle ilgili önemli işlerin yapılmasına, düzeltilmesine ve denetlenmesine katılmaya ya da –konuya göre- doğrudan denetlemeye hakkı vardır.
  • Toplumsal katılım yerel düzeyde demokrasinin kavranmasına, yerleşmesine ve gelişmesine önemli oranda etki yapar.
  • Çünkü katılım demokrasinin temel, olmazsa olmaz koşuludur. Katılım olmadan demokrasi olmaz.
  • Ve ancak şu da belirtilmelidir ki, demokrasi olmadan da katılım olmaz; toplumsal katılım olmaz. Demokrasinin olmadığı yerde işler buyrukla yaptırılır, katılıma gerek olmaz. Eğer, yönetim tarafından katılım öneriliyor ve isteniyorsa bu durumda sağlanacak katılımın dayanağı ve katılan insanın güdüsü korku olur.
  • Oysa gerçek katılımın güdüsü, bu yazıda üzerinde konuştuğumuz katılımın güdüsü sevgidir, saygıdır, birlikte birşeyler üretme güdüsüdür. İnsana ve işe sevgidir, saygıdır. Topluma birşeyler verme güdüsüdür.
  • Sevgi, katılım ve demokrasi üçlüsü arasında sağlam bağlar vardır.Sevgi katılımı sağlar. Katılım demokrasiyi üretir. Demokrasi katılımı özendirir, katılım sevgiyi güçlendirir.
  • Örneğin, “demokratik ve katılımcı toplum” demek yinelemenin yinelemesidir, bu anlamda yanlış olur. Çünkü, demokratik olmak zaten katılımcı olmaktır ve hatta katılımcılıkla olanaklıdır. Katılımcı toplum da zaten demokratik toplumdur.
  • Toplumsal katılım salt demokrasiyi geliştirmez, topluma siyasal ve ekonomik yararlar da sağlar. Siyasete ve ekonomiye etkin katılım siyaseti ve ekonomiyi geliştirir.
  • Yönetime katılım yönetimi zenginleştirir, bu boyutuyla da ekonomiyi manuple eder.
  • Toplum katılımı toplumsal değişme[3] sürecini hızlandırır. Toplumsal değişme süreci hızlı olan toplum dirik ve sürekli gelişmeye açık toplumdur.
  • Katılım sosyal alanda, sosyal politika alanında, sosyal güvenlik ile sosyal hizmetler alanlarında olmazsa olmazdır. Çünkü, gerek ekonomik olarak gerek dayanışma duygusu ile yardımlaşma olarak bu alanlarda paylaşım sistemin temelini oluşturur.
  • Sosyal alanda katılım, sosyal alanın rahat işlemesi için gerekli olan sosyal atmosferin yaratılması sürecinde gerekli olur. Katılım sosyalliği canlandırır.

“Katılan” toplum dirik toplumdur, canlı toplumdur, üretken toplumdur. İrade koyabilen toplumdur. Gönüllü katılım sözkonusu olduğu ve insan bir işe, eyleme, örgüte katılarak daha verimli olacağına inanıyor ve bunu görüyorsa daha mutlu insandır ve katılım çoğunluğun işi olduğu için, toplum daha mutlu toplumdur.

TOPLUM KATILIMININ ÇEŞİTLERİ

Toplum katılımının çeşitlerini bilmek gönüllünün yapacağı katılımın niteliği üzerine bilgi sahibi olmasını kolaylaştıracağından katılımcıyı etkin kılar. Yapacağı katılımın çeşidine göre tavır alır, davranır ve önlemler alır. Önünü daha iyi görebilir, engelleri daha kolay aşabilir, kaynakları dfaha bilinçli kullanabilir. Bu nedenle katılım çeşitlerini önceden bilmekte yarar vardır.

Toplum katılımı üç ana kategori içinde sınıflandırılabilir:

  • Politik katılım.
  • Yönetime katılma.
  • Sosyal refah hizmetlerine katılma,
  • Sosyal yardımlaşma ve dayanışma etkinliklerine katılma.

Politik katılım, en genel boyutta seçimler yoluyla yönetenlerin seçilmesinde görülür. Partiler ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla kamu düzeyinde alınan politik kararları etkileme amacıyla yapılan çalışmalarda kendisini gösterir .

Yönetime katılma, yönetilenlerin yönetenlerin kararlarına katılabilmelerini anlatır. Her düzeyde, ekonomik, kamusal ve toplumsal kurumların yönetimi konusunda halka danışıldığı durumlarda düşüncelerin aktarılması yoluyla olur.

Sosyal refah hizmetlerine katılma, toplumsal gelişim sürecinde, toplumun ekonomik ve toplumsal kalkınması amacıyla gerçekleştirilen yatırım ve yönetim etkinliklerine katılma olarak açıklanabilir. Toplumun ekonomik ve toplumsal kalkınmasında toplum bireyleri bağlı bulundukları örgütleri aracılığıyla rol alırlar.

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma etkinliklerine katılma ise, toplum bireylerinin birbirlerinin ya da mahallelinin sorunlarının çözümü yönünde gönüllü olarak yaptıkları dayanışma ve yardımlaşmayı anlatır. Sadaka vermeden, dara düşmüş bir aileye mahallelinin yardım etmesine, salma ve imeceden deprem durumunda giyecek vb. yardım malzemesi toplanması ve dağıtılmasına değin birçok alanda kendisini gösterir (Koçyıldırım 1992, 3-4)[4].

Toplumsal katılım biçimleri, çeşitli kategorilerde kurgulanabilir. Örneğin edilgin katılım etkin katılım; bireysel katılım örgütsel katılım; doğrudan katılım dolaylı katılım; özkatılım destekli katılım; sınırlı katılım yaygın katılım; geçici katılım sürekli katılım; zorunlu katılım gönüllü katılım; hizmet vermeye katılım hizmet almaya katılım; yasal katılım ve yasalarla düzenlenmemiş katılım[5] gibi çeşitleri vardır.

Edilgin katılım, daha çok yönetimin yaptığı işleri benimseme ve muhalefet etmeme biçiminde kendisini gösterir. Etkin katılım; desteklemekle kalmayıp kamu yönetiminin yaptığı çalışmalara para vermek, işgücü sağlamak vb. gibi herhangibir yolla sağlanan katılımdır.

Bireysel katılım, kamu hizmetlerine ya da kamu alanı dışındaki yapılan/yapılması gereken işlere bireylerin kendi iradeleri ve güçleriyle katılmalarıdır. Örgütsel katılım, bu katılımın herhangibir örgüt kararı ve boyutuyla olmasıdır.

Doğrudan katılım yapılan çalışmalara kişinin doğrudan katılması, dolaylı katılım; o alana hizmet veren aracı kuruluşlar yoluyla yapılan katılımdır. Örneğin, deprem bölgesine gidilerek yardım gereci dağıtılması doğrudan katılım, aynı iş için Kızılay’a para ya da yardım gereci verilmesi dolaylı katılımdır.

Özkatılım, kişilerin, örneğin, bir toplumsal çalışmaya imece ya da salma yoluyla bizzat katılmaları, destekli katılım; aynı iş için kamu hizmetlilerine şu ya da bu biçimde destek sağlanmasıdır.

Sınırlı katılımda katılımın yapılacağı konuda hedef ya da katılan kişi sayısı sınırlıdır, yaygın katılımda gerek hedef gerek katılan sayısı olabildiğince yaygın ve çoktur.

Geçici katılım, öngörülen işe katılan kişilerin ya da grupların kendi istedikleri zaman ve sürece katılmaları, sürekli katılım, o işin bitimine değin sürekli katılma zorunluluğu demektir. Sürekli katılım yorucu ve diğer çalışmaları engelleyici olabileceğinden gönüllülüğü zayıflatabilir.

Zorunlu katılım, otoriter bir kamu yönetiminin yaptırımlı kararı nedeniyle gerçekleştirilen katılım iken, gönüllü katılım; katılmak isteyenlerin kendi irade ve istekleriyle katılmalarıdır.

Hizmet vermeye katılım, toplumda halka ya da belirli özel gereksinim gruplarına verilecek kamusal ya da gönüllü hizmetlerin verilmesine katılmadır. Hizmet almaya katılım ise, kamu yönetiminin sunduğu bir hizmet eğer toplum sağlığı için gerekli ise o hizmete halkın ikna edilmesi ve alması için yapılacak çalışmalara katılmadır. Örneğin, deprem bölgesine giderek verilecek hizmetlerin verilmesi sürecine katılım, birinciye, Sağlık Bakanlığının açtığı Çocuk Felci Aşı Kampanyasına katılmak ikinciye örnek olarak verilebilir.

Yasal katılımda, kamu yönetimi gönüllü katılıma özendirecek yasal düzenlemeler yapmıştır. Yasaların desteğiyle gönüllülerin katılımı daha kolay olabilir. Yasalarla düzenlenmemiş katılım, herhangibir yasal destek yokken, kamu otoritesi ve kamu gücü ile çatışmayacak konularda toplum bireylerinin kendi yaratıcı güçleriyle başlattıkları katılımdır. Depremde sonrasında herkesi yardım yapmaya özendiren kamusal duyurular sonucunda yapılan yardıma katılım yasal katılım, örneğin deprem bölgelerindeki kreşlerde kamu kaynaklarının yetersizleşmesi nedeniyle işler durma noktasına gelince çevre halkının kendiliğinden örgütlenerek kamu yönetimine kreşleri çalıştıracak bir model götürmesi örnek verilebilir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Yönetimler toplum katılımına açık, korkusuz, sıcak ve ilgili olmalıdırlar. Özellikle demokrasinin varolduğunun söylendiği toplumlarda toplum katılımı kamu yönetimleri için destekleyicidir. Bu nedenle yönetimler toplum katılımına değer vermeli ve özendirici olmalıdırlar.

KAYNAKÇA

Canbolat N. ve ark. Koparan Köyünde Katılım, Lisans tezi, çoğaltım, Ankara: Sosyal Hizmetler Akademisi, 1970

Koçyıldırım, Şener. Toplumsal Hizmetlerde Halk Katılımı, Ankara: (kendi yayını), 1992

Kongar, 1972

UNICEF, “A Start in Community Participation During IYY””, Ideas Forum, Special Issue, No. 20, 1985/1

Yalçındağ, S. Yönetim-Halkla İlişkiler, Ankara: TODAİE Yy. 1974

(21 04 2004, Ankara)

*


[1] Türk Dil Kurumu Sözlüğü

[2] Bu tanımı, yazarı, halk katılımının tanımı olarak getiriyorsa da, kanımca bu tanım, toplumdaki katmanları birbirinden ayırmadığı toplumu tüm birey, katman ve kurumlarıyla katılma anlayışının içinde gördüğü için daha çok toplum katılımını anlatıyor olsa gerektir..

[3] Toplumsal değişme, ekonomik, toplumsal, siyasal kurumlarda ortaya çıkan değişmlerdir. Bu, insan ilişkilerinde, toplumsal ilişkilerde ve insan davranışlarında değişmelere yolaçar.

[4] Koçyıldırım’ın getirdiği toplumsal katılım türleri burada sayılanların son üçüdür. Buna politik katılımın da eklenmesi gerektir diye düşündüm.

[5] Yasalarla düzenlenmemiş katılım anlatımı özellikle seçilmiştir. Burada anlatılmak istenen, yasal katılımın tersi gibi görünen yasal olmayan katılım değildir.

You may also like...

Bir cevap yazın