OĞUZ TANSEL – O BENİM ÖĞRETMENİMDİ

İlhan Tomanbay

30 05 2013 tarihinde
Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde düzenlenen
Oğuz Tansel’i Anma ve Oğuz Tansel 2013 Yılı Şiir Ödülü töreninde
 yaptığım konuşmanın metinleştirilmişidir.
Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel adlı kitapta yayınlandı.

Bu yazı, İlhan Tomanbay, 2019, “O Benim de Öğretmenimdi,”
Öğretmen Dünyası, Ekim, Yıl: 40, Sayı: 478, s. 43-46.
kaynakçasında yayınlamış yazının gözden geçirilmiş
ve geliştirilmişidir (28 02 2020, Istanbul/Ankara).

1958 1959 öğretim döneminde ortaokula başladım. Babamın kamu görevi nedeniyle Konya’daydık. Konya Karma Ortaokuluna yazdırdı babam.

Konya Karma Ortaokulu tamamını tek bir okulda bitirdiğim tek okulumdur. İlkokulu iki, liseyi üç ayrı kent ve okulda tamamlamıştım.

Hemen hemen her yıl farklı okullarda okumamdan ötürü ilk ve orta öğretim anılarım hele artık üzerinden 50 yıldan fazla zaman da geçmişse anlaşılır ki kopuk kopuktur. Anılarımda belirsizliklerin arttığını görüyorum. Anılarımda en öne çıkan birkaç önemli nokta ve kişilik var.

Hiçbir okuyanın ilk öğretmenini, ilkokul öğretmenini unutamayacağını düşünüyorum. Ben de unutamıyorum Ferdane Koşan öğretmenimi. Ortaokul ve lisede bana öğretmenlik yapan birkaç öğretmenimden imge olarak anımsadıklarım var, ancak belleğimde adları silik. Adlarını hiç unutmadığım üç öğretmenim ortaokul ve lisede edebiyat öğretmenlerimdir. Edebiyat sevdiğim ve yatkın olduğumu duyumsadığım dersti. Şiir, öykü, roman okumayı seviyordum. Çocukça şiirler yazma deneyimlerim oluyordu. Edebiyat derslerinde katılımlarım daha çoktu. Şiir okuma, yorum yapma konularında istekliydim. Böylece de algılarım daha kalıcı ve daha uzun süreli oluyordu.

Ortaokulda adını hiç unutmadığım tek öğretmenim Oğuz Tansel’dir. Bu saptamayı yapınca kendime sordum. Niye? Bu salt edebiyatı sevmemle açıklanamaz. Oğuz Tansel’in bir ortaokul öğrencisiyle kurduğu iletişim tipi ve boyutu ile de açıklanabilir. O öğretmenin yansıttığı kişilikle de açıklanabilir. Otoritesiyle, karizmasıyla, yarattığı sevgi ihalesiyle de açıklanabilir. Bir insanın unutulmazlar arasında girmesi sadece yaptıklarıyla değil, yarattığı etkileme gücü ile de açıklanabilir. Öğretim becerisiyle de açıklanabilir. Ve bu değerlerin hepsinin Oğuz Tansel’de olduğuna inanıyorum.

İmgelemimde kalan normal boyutta zayıf, biraz çukur yanaklı, koyu kumral tenli, çıplak toprağa yansımış ışık gözeli yüzlü, güneş görmüş kurak toprak olan Anadolu bozkır insanı tipiydi. Konya’nın Bozkır ilçesine bağlı, Torosların yamacında olan eski adıyla Meyre köyünde (bugün Harmanpınar) doğup Anadolu’nun erkeksi kavrukluğunu Anadolu’nun bağrında, Konya’da edebiyatla yansıtmak ve bunu geleceğe taşıyabilmek ender insanlara nasip olur. Bunlardan biri Oğuz Tansel’dir. “Toprak adamına benzer duruşu…” Şiirindeki gibi… (Salkım Söğüt adlı şiiri, Savrulmayı Bekleyen Harman, 1953)

Güneş vurmuş toprak yüzlü öğretmenim. Topraktan fışkıran bereket yüzlü öğretmenim. Bozkır toprağından fışkıran kültür aydınlık yüzüne yansımış. Toprağın kültürleşmiş yüzü; toprağın kültüre dönüşmesinin insan yüzü: Oğuz Tansel. Güneş onun yüzünde yalbırdıyordu, şiirlerinde kullandığı Anadolu ağzı ile…

Ciddi, saygı telkin eden, kendisinden çekinilen bir öğretmen tipiydi. Derslerinden aldığım zevkin en belirgin örneği derslerinde sık sık konuşma için öne atılmam ve bir gün derste galiba gereksiz uzattığım bir konuşmam ile kendini kızdırdığım anımdır. Bu da belki bana, her istenen anda, olur olmaz, gerekli gereksiz konuşmama konusunda davranışlarıma yansıyan bir ders olmuştur.

Kendisi ile Konya Karma Ortaokulunun bahçesinde ayaküstü yaptığım bir konuşmada; daha doğru bir anlatımla, kendisinin benimle okulun bahçesinde yaptığı konuşmada, aldığım keyif mi desem, yaşadığım gurur mu desem net olmayan anılarım arasındadır. Davranış değişikliğine yansıyan bir kazanmışlık örneğidir. Bizimle bahçede bir öğretmenimizin sohbet etmesi başlıbaşına bir olaydı ve bu öğretmenim Oğuz Tansel’di.

Oğuz Tansel öğretmenimle 11-12 yaşın bulanık anılarımı netleştirebilmek için ortaokulda [O tarihlerde ilkokul 5, üzerine ortaokul 3 yıl olarak ayrı öğretimlerdi.) aynı sınıfta okuduğum, benden bir yaş büyük kızkardeşim o zamanki Ayşen Tomanbay’a, bugünün Ayşen Acargün’üne koştum. Yardım rica ettim. Ortak anılarımızı canlandırmaya başladık. Tozlu anı raflarından güzel bir olay çıktı. 1958-1959 öğretim döneminde Konya Karma Ortaokulunda bir şiir yazışması düzenlenmişti. 21 Ocak 1959 günü yapılan yarışmada kızkardeşim Doğan Ülkekul’un Anjelika adlı şiirini okuyarak sınıf birincisi olmuştu. Hatta Konya’nın o tarihlerde Yeni Meram adlı gündelik gazetesi konuyu haberleştirmişti. Haberde 1 A sınıfından Ayşen Tomanbay’ın, 2 B sınıfından Aysıt Tansel’in, 3 A sınıfından Ali Erdoğdu’nun birinci oldukları yazılıydı. Gazeteyi kızkardeşim hala saklar. (Bu arada aynı yarışmada öğretmenimin kızı, bugünün Profesör Doktoru Aysıt Tansel’in de bizden bir sınıf büyük olduğunu ve aynı başarıyı yakaladığını 0görüyoruz. Demek o zamanlar daha, bahçede oynadığımız arkadaşlarımız arasındaymış. Keşke o günler belleklerimizden hiç silinmeseymiş.)

Kızkardeşime ödül olarak da Oğuz Tansel’in Savrulmayı Bekleyen Harman adlı şiir kitabı (Istanbul: Yeni Matbaa, 1953) ile birlikte Ömer Faruk Toprak’ın Dağda Ateş Yakanlar (Ankara: Dost Yayınevi, 1955) ve Arif Damar’ın Istanbul Bulutu (Istanbul: Istanbul Matbaası, 1958) adlı şiir kitapları da imzalanarak verilmişti. Oğuz Tansel öğretmenimizin her üç kitabın da iç kapaklarında imzası hala ışıl ışıl durur. Ayrıca, özel bir not kaydıma izin verin. Babamız İsmail Hakkı Tomanbay da kızkardeşime, bu üstün başarısından ötürü “Biricik Kızıma” diye imzalayarak Kâmil Nizam Bigalı’nın Köyden Sesler adlı şiir kitabını (Istanbul: Ekicigil Basımevi, 1955) vermiş. Bu dört değerli kitap da hala dosyalarımız arasındadır; özenle saklarız.

Savrulmayı Bekleyen Harman ilk kitabı, ilk şiir kitabı (1953). Demek ki benim öğretmenim olmasından beş yıl önce ilk kitabı çıkmış. 38 yaşındayken. Ömrü Anadolu’da öğretmenlikle geçmiş bir öğretmen için şiirlerinin tanınır olması, Istanbul’dan bir yayınevinin kendisini keşfedip kitabını yayınlaması süreci için hiç de geç bir yaş değil.

Sevgili kızı Prof. Dr. Aysıt Tansel’den aldığım yeni bir bilgi beni Türkiye’nin 50’li yılları adına bir kez daha hüzünlendirdi. 1953 yılında bir öğretmenin Savrulmayı Bekleyen Harman adıyla şiir kitabı çıkarması Millî Eğitim Bakanlığının incelemesine konu olmuştu. Bakanlık şiirlerde komünizm propagandası yapıldığı gerekçesiyle Tansel öğretmen için soruşturma açtırmış. Bakanlıkça düzenlenen denetleme komisyonu kitabı incelemiş ve Bakanlığa verdiği raporunda ilginç bir cümle kurmuştu. Evet, komünizm propagandası yapıldığı hissediliyor, ama kitabın şurasında var diyemiyoruz, gibi bir cümle kurmuşlar. Bu ifade soruşturmanın uzamasını ve cezayı önlemiş olmalı, soruşturma kapatılmış.

Toprak ve insan kokan şiirler demek ki o tarihlerde komünizm olarak görülebiliyordu. Tansel gibi bir modern ozana da bu huzursuzluğu yaşatmış olmak içimi acıttı.

Buna yazın tarihimize not olması için aldığım bir bilgiyi daha ekleyeyim.

Oğuz Tansel Varlık Yayınlarının sahibi ve yayın yönetmeni Yaşar Nabi Nayır’ı (1908-1981) 1930’lardan, İstanbul’daki öğrencilik yıllarından beri tanıyordu. Tansel’in ilk şiirleri o yıllarda Varlık dergisinde yayınlanmıştı. 1933 yılında Yaşar Nabi Nayır tarafından kurulan ve bugün hala varlığını sürdüren ve 1000’in üzerinde yayın çıkararak Türk kültür yaşamına damgasını vurmuş olan Varlık Yayınlarını ortaya çıkaran Yasar Nabi Nayır Oğuz Tansel’in yukarda adıgeçen kitabını bastırdı, ancak, hem evrensel iletili içeriğinden dolayı hem de şiirlerin desenlerini sakıncalı bir isim olan ressam Nuri İyem’in yapmış olmasından dolayı, yayınevinin başına bir iş gelmesin diye, kitabın üstüne Varlık Yayınevi adını koymadan bastırdı. İlginç değil mi? Sanata siyasetin korkusu ve baskısı her dönemde kendisini gösteriyor.

Şunu söylemeliyim. Oğuz Tansel’i bugünkü anlamıyla Oğuz Tansel olarak tanımıyorduk o tarihlerde. Bir şair olarak değil bir öğretmendi bizim için. Şiir kitabı olduğunu bilmemiz bu düşüncemizi değiştirmezdi. O öğretmenimizdi. Şair Oğuz Tansel bize çok daha uzaktaydı. Onun değeri ortaokulda beni etkileyen bir öğretmenim olmasıydı. Ötesi yoktu. O zamanki öğretmenimin yıllar sonra “Oğuz Tansel” olduğunu algıladığımda nasıl heyecanlandığımı ve bu heyecanın kısa sürede nasıl keyfe dönüştüğünü anlatamam. Şair Oğuz Tansel! İşte o, evet o, benim öğretmenimdi. Bu bilince ulaştığım yıllarda ortaokul yıllarımda ondan aldıklarımı daha fazla ayrımsamaya, daha fazla önemsemeye başladım. Ne denli şanslı olduğumu düşünüyorum hala…

Öğrenci öğretmen ilişkimizden çok sonraki yıllarda öğrendim kendisinin Anadolu mührünü taşıyan ve Anadolu’yu evrenselleştiren bir ozan olduğunu… Öğrenci öğretmen ilişkimizden çok sonraki yıllarda öğrendim kendisinin masal dünyamıza çok büyük katkıları olan bir masalcı baba olduğunu… Öğrenci öğretmen ilişkimizden çok sonraki yıllarda öğrendim kendisinin kültür araştırmacısı olarak Anadolu kültür dünyasını çok önemli katkılarla varsıllaştırdığını… Ve öğrenci öğretmen ilişkimizden çok sonraki yıllarda öğrendim kendisinin tüm bu şiir, masal ve kültür çalışmalarına büyük ve ama dehşetli zarif bir toplumsal boyut katmış olduğunu… Toplum sorunlarını hem toplumsal bir yoğunluk hem sanatsal bir zariflikle ele almış olduğunu… Bu nedenle yıllar sonra öğretmenimi yetişmiş bir gözle okumaya ve tat almaya ve her satırıyla yeniden gurur duymaya başladım. Ve aynı zamanda, öğretmenim olduğu için… Nasıl şanslıymışım!

Oğuz Tansel’in yaşamöyküsünü okuduğum zaman kendisinin ortaokulda öğretmeni olan, yıllar sonrasının Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi profesörü Dr. Pertev Naili Boratav’ın, anlamsız siyasal nedenlerle ülkeyi terketmek zorunda bırakılan Prof. Dr. Pertev Naili Boratav’ın, Türk kültürüne yaptığı derin katkılarla kültür dünyamızda unutulmayacak bir ad olan Prof. Dr. Pertev Naili Boratav’ın, onun öğretmeni olduğunu yıllar sonra algılamasıyla eminim ki yaşadığı gurur ve heyecanın aynısını, öğrenciliğimden yıllar sonra ortaokuldaki edebiyat öğretmenimin Şair Oğuz Tansel olduğunu algıladığım zaman yaşamış olmanın zevkini şu anda tekrar tadıyorum.

Oğuz Tansel öğretmenim olduğu yıllarda kaç yaşındaydı? Bu hesabı şu anda yapıyorum. 1958 1959 yıllarında Oğuz Tansel, doğum yılı 1915 (15 Şubat) olduğuna göre 43-44 yaşlarındaymış. O zaman 10-11 yaşlarında olan bir çocuk için ne denli yaşlı! Şimdi 71 yaşındayım ve 45 yaşında olmak için neler vermezdim!

Şiirlerindeki toplumsal gerçekçiliği yalın politik bir keskinlikte değil de doğa ve insan değerini öne çıkaran bir biçem ve incelikle ve daha sanatsal, daha kalıcı bir politik derinlikle verdiğini düşünüyorum. Savaşkan ve saldırgan bir toplumsal gerçekçilik değil, insanın ve doğanın değerini milim gerilemeden savunan, ancak toprak ve insan kokan, mis kokan bir toplumsal gerçekçilik… İletiler kesin, biçem sıcacık. Kurgular sağlam, bildiriler sapmasız katı, belirsizlik yok; ama anlatımlar iç ısıtıcı ve ince bir tat verici… Yumuşak anlatım ve çarpıcı biçem nedeniyle içerikleri gönüllü ve sevgi dolu kabullenmeye kapı açan şiirler…

Oğuz Tansel’in şiirleri kesinlikle folklorik ama modern, toprak kokan ama çağcıl şiirler. İnsanla örülü olduğu için insancıl, çevreyle sarılı olduğu için çevresel, yani hepsiyle bugünün şiirleri. Zaman zaman zıtlıkların birbirleriyle bütünleştiği şiirler. Diyalektiğin uyumu… İnsanı aydınlığa ve aydınlanışa yönelten şiirler…

Ben Oğuz Tansel’in şiirlerini iki temel kavramla algılıyorum. İnsan ve toprak. İkisi de üretici; ikisi de saygın, ikisi de kutsal. Bu ikili kurgudan sevgi, kardeşlik, özgür yaşama ve dayanışma doğuyor. Adını vermeden ışıldayan değerler bunlar hemen hemen her şiirinde… Hepsi birbirinden en yalın, hepsi birbirinden en duru, hepsi birbirinden en dolu ve en işlenmiş şiirlerinden birinde olduğu gibi. Şiirin adı, Yitirdiğimiz Yasa: (Gözünü Sevdiğim, Şiirler, 1962)

Bitkilerden dayanıksız olmuşuz
Ömrümüz ağaçlarınkinden kısa
Değiliz kuşlar kadar
El ele versek artar gücümüz
Olanca ateşiyle yüreğimizin
Kor haline gelivermek
İnsanı dünyayı ölesiye
Yeniden yaratıp sevmek
Yitirdiğimiz yasa
İşte toprak işte insan
Onu getirelim dile

Şiirlerinden insan sevgisi olanları, toprak bereketi kokanları buraya almaya kalksam olanağı yok. “Onu getirelim dile” tümcesini insanlığa ileti olarak alalım ve bu örnekle yetinmiş olalım.

Sanat, kültür ve toplumsal sorunlar üzerine yazdığı ve benim de yaşamını okuduğum zaman öğrendiğim “yüzlerce makalesinin” inanıyorum ki bugün toplu olarak yayınlanmasına büyük gereksinim vardır. Okuduklarım kadarıyla biliyorum, bu yazılar bugüne de aynı güçle ışık tutan yazılardır.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. 1960’lı yıllarda, 1980’li yıllarda Oğuz Tansel’in Anadolu Türkçesinden kaynaklanarak kullandığı yalın Türkçeyi bugünkü kuşaklarda, bırakın bugünkü kuşakları, bugünkü genç kuşakta bulmak artık olanaklı değildir. Zordu bile diyemiyorum; olanaklı değildir. Oğuz Tansel’de halk söylencelerinin şiirleşmesi, masallaşması, öyküleşmesi Anadolu’nun tertemiz Türkçesi ile resmedilmiştir. Bu nedenle bugün unutulmazlar arasında girmiştir; vazgeçilmezler arasındadır.

Anadolu dilini sanata yansıtan ozanın hangi sözünü, hangi mısraını burada vermeli ki? Bir kitabından anca birkaç tane; Anadolu’dan devşirdiği dili içinde gözüme ilk elde çarpanlar:

“Bu kındamlı görünümün büyüsü, beynimde korkulu, sevecen çiçeklenmeye durmak yolundaydı.” (doğada şaşırtıcı, afallatıcı güzellik) “Çınarın altında, önce üç, sonra yedi, ardından kırk, daha sonra bin ışık gözesi yalbırdayıverdi.” (hücresi, yansımak, parıldamak) “Çınarın çevresinde, altında büngüldeyen sular…” (fışkıran, köpürdeyen) “Dağ köylülerinin anlattıklarına bakılırsa bengisu bu gözelerden biriymiş.” (ölümsüzlük suyu) “… ölümsüzlük suyunu bulup içmek olasızmış.” (olanaksızmış) “Kanat seslerinin şıvşıvları (toplu sesleri) ormanı üğreledi.” (ağı ağır sallamak) “Arkaya kalanı, en alımlısı eceleriymiş.” (kraliçe, güzel kız) (Sarıkız Yolu kitabından (1986). “Vurdu gök ekini sınat, dolu!” (don vurma) (Sayılarla şiirinden.)

Yukarıdaki örnekleri Anadolu’dan devşirdiği Türkçe sözcükler olarak yazmışken, birden yeni bir şey öğreniyorum. Meğerse bir yukarıdaki paragrafta geçen sınat sözcüğünü Oğuz Tansel kendisi yaratmış. Şiirde ” Savaş ne sınattır;” diye geçiyor. Barbara şiirinin çevirisinde Fransızca bir sözcüğün karşılığı olarak kullanmış (Bkz. Aysıt Tansel, “Prevert’in Barbarası ve üç Çevirisi Üstüne”, iç: Metin Turan (Drl.), 2019 (3. Basım), Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oguz Tansel, Ankara: Ürün Yayınları, s. 57; 58). Aysıt Tansel yazısında “connerie” sözcüğüne karşılık sınat sözcüğünün “acımasız bir deneyim” olduğunu söylüyor. (açıklaması için bkz. s. 58) Sayılarla şiirinde de “acımasız bir olay” anlamını taşıdığını Sayın Aysıt Tansel’den öğreniyoruz.

Bütün bunlar ve daha birçokları arasında tertemiz Türkçe ile söylenen ve Anadolu’da hep söylenen “Tanyeri ağarmaya başladı.” Gibi yalın ve temiz anlatımlara girmeyeceğim bile… Bu ağızlar sözlüğe bakarsanız görürsünüz, sınırlı yerel bir ağız değil, yerel ağızların Balıkesir’den Manisa’ya İçel’den Samsun’a değin yerelin yaygınlaşmış örnekleridir. Ve bütün bunlar Anadolu ağızlarının evrenselleştirilmesidir.

Üretimlerinde Anadolu’dan ince bir titizlikle seçilip kullanılan, topraktan çekilip sanata yansıtılan o denli çok ağızlar, sözcükler, deyişler var ki hepsini buraya almaya çalışmak bu yazının niteliğini değiştirir. Onun için bu kadarla yetineyim.

Onun şiirlerinde toprak vardır ve topraktan bereket fışkırır, ışık fışkırır, umut fışkırır. Onun şiirlerinde insan vardır ve o insan toplumu düzene koymanın, geliştirmenin umududur enerjisidir, temel direğidir. İkisi de verici, ikisi de üreticidir toprak ve insanın. Topluma değer katanlar, toplumu toplum yapanlardır ikisi de…

Gene değerli kızından öğrendiğimiz bir başka anı. Zamanın tanınmış ozan ve ressamlarından Metin Eloğlu (1927, Istanbul-1985, Istanbul) sürekli Istanbul’da yaşamış olmasına karşın hemen her yaz Konya’ya Oğuz Tansel’i ziyarete gelir, evinde bazen aylarca kaldığı olurmuş. Yaz boyu süren bu ziyaretlerinden birinde Eloglu Konya Öğretmenler Derneğinin iç duvarlarından birine çok büyük bir resim (pano) yapmıştı. Eloğlu’nun Tansel’den 12 yaş küçük olmasına karşın, sanat arkadaşlıkları, her ikisinin de üretkenliğini etkilemiş ve arttırmıştır. Kızı Aysıt Tansel’in yıllar süren bu yakınlıktan ötürü Oğuz Tansel babam, Metin Eloğlu amcamdı sözü iki ünlü arasındaki ailesel ve sanat üretimine yolaçan yakınlığın ne denli yoğun olduğunun göstergesidir. Bu süreç 1970 yılında birlikte hazırladıkları “Bektaşi Dedikleri” adlı şiirleştirilmiş Bektaşi fıkralarından oluşan kitabın yayınlanmasını sağlamıştır. 2012 yılında da Eloğlu’nun Tansel’e yazdığı mektuplar “Canım Oğuzcuğum” adı altında yayınlanmıştır.

Şiirleri masalsı, masalları şiir gibidir Oğuz Tansel’in. İkisinden de birbirine yakın tat alırsınız. Şiir tadında masal, masal tadında şiir bulursunuz onda. Yazınsal sanat boyutunda söylüyorum bunu. Yoksa, şiirlerindeki toplumsal gerçekçiliği gözardı etmiyorum. Bu olası mı? Kuşkusuz değil. Onun şiirlerindeki toplumsal gerçekçiliğin çıplaklaştırmadan zarif bir biçimde verilmesi o gerçekçiliği sıcaklaştırmakta ve insancıllığını (hümanizmasını) arttırmaktadır. Çok zarif bir porselen tabakta, köşesine bir gül yaprağı kondurulmuş, buzdolabından yeni çıkmış ve üzerinde çığ damlacıkları olan bir tabak kiraz gibidir onun gerçekçiliği ele alışı ve sunumu. Ürkütmez, korkutmaz, savaşa çağırmaz. Uyarır, barışçıl çözümlere götürür insanı. Bilinçlendirir ama bağırttırmaz; saldırı dürtüsü vermez ve ancak bilinçlendirir.

Hem şiirlerinde hem masallarında destansı anlatımlar o denli çoktur ki: “Orman ala sabah boyasına büründü.” (Sarıkız Yolu kitabından.) “Aktı çimene öfkenin döktüğü mercan.” (Kındam’ın Öfkesi şiirinden.) “Çoban kızın dediklerini yapmış. Ateşin şavkı (parıltısı) bütün ülkeyi tutmuş. Alevler gök katlarına ulaşmış. Kuşlar gürül gürül, ateşin çevresine toplanmışlar…” (Yedi Devler Masallar kitabından, 2011.)

Destansı ve masalsı abartıların içi eriten tadı: “Ulu, görkemli bir çınar gökyüzü katlarında bulutlarla sarmaş dolaştı.” “Bir köyü gölgeleyecek genişlikteki dalları, yaprakları arasında, türlü, boyalı kuşların ötüşmesi, çamları, gürgenleri ürpertip dağı kökünden sallıyordu.” “Binbir boyalı ışık içindeki dağ eriye eriye küçüldü, yüzü top çiçeklerle kaplı bir göl oldu.” (Sarıkız Yolu kitabından, 1986.)

Sarıkız Yolu şiir kitabının başında Sarıkız Yolunda adlı bir düzyazı var. Bu yazının dipnotunda “Hazırlanmakta olan Sarıkız Destanı’ndan bir düz yazı” diyor. Bu Destan’ın maalesef yayınlanamadığını sevgili kızı, değerli öğretim üyesi Prof. Dr. Aysıt Tansel’den öğreniyoruz. Sarıkız Yolu 1986 yılında çıkarıldığına ve modern ozan Tansel 1994 yılında öldüğüne göre bu aradaki zamanda Destan’ın çıkarılamamasını anlayabiliriz. Şunun yapılması ne denli güzel olur. Sevgili Kızı Prof. Tansel ya kendisi ya konuyla ilgilenebilecek yetkin çevresiyle elinde bulunan Sarıkız Destanı notlarını ele alsalar, düzenleyip yayına verseler ne güzel olur. Değerli bir ozanın ölümünden bunca yıl sonra yayınlamaya fırsat bulamadığı bir yapıt yayınlanmış olur. Sarıkız Yolu şiir kitabında yeralan – adeta – bir vasiyet de yerine getirilmiş olur, diye düşünürüm.

Oğuz Tansel’in şiirleri uluslararası kompozitörleri de etkiledi.  ABD’li besteci, Profesör Dr. Bruce  Reiprich Oğuz Tansel’in şiirlerini çok etkileyici buldu ve soprano ve tenor için besteledi. Bestelenen şiirlerin bir kısmı 2 Aralık 1994 günü ABD’de Wilkes Üniversitesi’nde seslendirildi ve daha sonra “Salkım Söğüt” adlı yoğunçalar (CD) yayınlandı. YÇ’ı zamanın ünlü sanat ve kültür gazetecilerinden Şefik Kahramankaptan projelendirdi.

Şekil 2YÇ arka kapak

 Salkım Söğüt bugün Devlet Opera ve Balesinde özel bir programla seslendirilse ne güzel olur! Önemli bir sanatsal değerini günyüzüne çıkarır ve tazeler Türkiye. Böylece de tazelenir.

Ayrıca, 16 Aralık 1996 Pazartesi günü (19.30-21.30) Istanbul’da Caddebostan’da bulunan Kadıköy Belediyesi, Kültür ve Sanat Merkezinde, İstanbul Cumhuriyet Okurları Kültür ve Sanat Kolu tarafından düzenlenen Oğuz Tansel’e Saygı gecesinde Oğuz Tansel’in bestelenmiş şiirleri “Adamlar”, “Tutsağın Türküsü” ve “Salkım Söğüt” (seslendiren, Soprano: Nazlı Iktu, Yaylı Çalgılar Dörtlüsü: Keman: Elif Tarakçı, Keman: Eylem Arıca, Viyola: Burcu Ülkü, Violensel: Cenk Öztürk) ve “Kavak Ağacı” ve “Nisan Yağmuru” parçaları (seslendiren, Soprano: Nazlı Iktu, Flüt: Ayla Uludere, Piano: Metin Ülkü), şiirleri de ayrıca okunarak (şiirleri yorumlayan, Ersan Barkın) bestecisi kompozitör Prof. Dr. Bruce Reiprich’ın şefliğinde seslendirildi. (Sanat Yönetmeni: Prof. Dr. Ahmet Yürür, Sunanlar: Prof. Dr. Ahmet Yürür, Arzu Arı Demirkaya, Konuşmalar: Hayati Asılyazıcı, Salim Şengil, Görsel Sunum: Prof. Dr. Aysıt Tansel).

Bu müzik yapıtları Kadıköy Kültür ve Sanat Merkezi dışında 15 Ocak 1996’da ve 27 Mayıs 2000 tarihlerinde de farklı mekanlarda seslendirildi. (Bkz. Turan, 2019, s. 307 ve 388).

Çeşitli tarihlerde masalları Milli Eğitim Bakanlığının yayınları arasına ve tavsiye edilen kitaplar arasına girdi. Bu durum Oğuz Tansel’in değil, haydi diyelim ondan daha fazla, Türk toplumunun gönenmesi, gönendirilmesi demekti. Bakanlığın bu konudaki tanıtım bülteninde yeralan açıklamasını buraya almak istiyorum:

“Millî Eğitim Bakanlığınca Türk ve Dünya edebiyatından seçilerek oluşturulan 100 Temel Eser, çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığının bu çalışmasını, ülkemizdeki okuma oranını arttırmaya ve dilimizin gelişimini sağlamaya yönelik önemli bir çaba olarak görüyoruz. 

Aynı eserleri okumuş, o eserlerdeki duygu ve düşünce zenginliğini kazanmış bireylerin oluşturacağı bir toplumun daha hoşgörülü ve paylaşımcı olacağını düşünüyoruz.

İlköğretim seviyesindeki çocuklarımıza bu eserleri okutmayı başarabilirsek okuyan, bilinçli ve gelişmiş bir toplum olma yolunda ilk adımı atmış olacağız.

Doğru söze ne denir? Aynı duyarlığın bugün de gösterilmesi hem Türk şiir sanatına hem toplumumuza aydınlanma boyutunda çok şey katacaktır.

Herhalde Oğuz Tansel’i geldiği yerde vazgeçilmez ve ölümsüz kılan masallarını 1944-1946 yılları arasında Amasya’da halk içinde söylenegelen masalları derlemeye başlamasıdır. Toplumda söylenegelen masalları yeni bir düzenlemeyle kağıda dökmesi Prof. Dr. Pertev Naili Boratav ile Prof. Dr. Wolfram Eberhard’ın Türk Halk Masallarının Tipleri Kataloğu için önemli bir kaynak oldu. Ve bunları hem topraktan çıkarıp hem yeni bir anlayışla kaleme alıp onlara ayrı bir tat vermesi Türk Dil Kurumunun Çocuk Yazını Ödülü almasını sağladı (1977).

1997 yılında Türk Dil Kurumunun ilk çocuk yazını ödülünü aldığını okuduğum zaman usuma ilk gelen onun öğretmenim olmasıyla ondan çok daha önce benim müthiş bir ödül almış olduğumdu.

Sağlık nedeniyle 54 yaşında emekli oldu (1969). Çok erken bir emeklilik. 79 yaşında da yaşama veda etti. Bu yaş bir Oğuz Tansel için, daha yazacağı çok şey olan kişilikler için erkendir. Aramızdan ayrılması bizi sadece kişiliğiyle ilgili değil, daha üreteceği birçok yapıtı açısından da eksikli bırakmıştır.

(30 Ekim) 1994 yılında Ankara’da öldüğünü gazetede okuduğum zaman cenazesi kaldırılmıştı. Aynı gün elime Konya Karma Orta Okulundanberi sakladığım kitabını aldım ve bir oturuşta yeniden okudum: Savrulmayı Bekleyen Harman. Harman savrulmayı hala bekliyor muydu ne? Yoksa mevsim mevsim sessizce savruluyor muydu?

KAYNAKÇA

Bigalı, Kâmil Nizam. 1955, Köyden Sesler, Istanbul: Ekicigil Basımevi.

Damar, Arif. 1958, Istanbul Bulutu, Istanbul: Istanbul Matbaası.

Tansel, Aysıt. Kendisiyle yapılan görüşme. 23 02 2020, Pazar, Ankara.

Tansel, Oğuz. 1953, Savrulmayı Bekleyen Harman, Istanbul: Yeni Matbaa.

Tansel, Oğuz. 1962, Gözünü Sevdiğim, Ankara: Dost Yayınları

Tansel, Oğuz. 1986, Sarıkız Yolu, Toplu Şiirler, Ankara: Yaz Yayınları

Tansel, Oğuz. 2011 (3. Baskı), Yedi Devler, Istanbul, Yapı Kredi Yayınları

Toprak, Ömer Faruk. 1955, Dağda Ateş Yakanlar, Ankara: Dost Yayınevi.

OĞUZ TANSEL’İN BASILMIŞ YAPITLARI

Şiir Kitapları

Savrulmayı Bekleyen Harman, 1953, Istanbul: Yeni Matbaa

Gözünü Sevdiğim, 1962, Ankara: Dost Yayınları

Yedi Devler, 1962 (1. Baskı), Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2003 (2. Baskı), Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2011 (3. Baskı), Istanbul, Yapı Kredi Yayınları

Bektaşi Dedikleri (Metin Eloğlu ile, şiirleştirilmiş Bektaşi fıkraları), 1970 (1. Baskı), Istanbul: İş Bankası Yayınları; 1977 (2. Baskı), Istanbul: Sander Yayınları; 1983 (3. Baskı), Istanbul: Miyatro Yayınevi; 1995 (4. Baskı), Istanbul: Adam Yayınları; 2004 (5. Baskı), Istanbul: Evrensel Basım Yayın

Sarıkız Yolu, Toplu Şiirler, 1986, Ankara: Yaz Yayınları

Dağı Öpmeler, Şiirler, 1999 (1. Baskı), Istanbul: Yapı Kredi Bankası; 2006 (3. Baskı), Istanbul, Yapı Kredi Yayınları; 2013, (4. Baskı), Ankara: Yapı Kredi Bankası Yayınları

Mutluluk Peşinde, Şiirler, 2005, Istanbul: Evrensel Basım Yayın

At The Dawn of Oleander Blossoms(İngilizce-Türkçe Antalya Dolayları Şiirleri), 2011.

Masal Dünyası-World of Tales, 2012, (İngilizce-Türkçe Şiirler), Ankara: Elips Kitap.

Gökdeniz-Das Meer am Himmel, 2017, (Almanca-Türkçe Şiirler / Ausgewahlte Gedichte), Almanya: Schulbuchverlag Anadolu.

Masal Kitapları

Al’lı ile Fırfırı, 1976 (2 Cilt), Ankara: Yaz Yayınları; 2012 (2. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Alaca Bulaca, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Al’lı Tilki, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Altı Kardeşler, 1959 (1. Baskı), Ankara: Dost Yayınları; 2003 (2. Baskı), Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2011 (3. Baskı), Istanbul, Yapı Kredi Yayınları

At, Tilki, Kurt, Ankara: Elips Kitap

Avcıoğlu, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Balıkçı, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Becerikli Kız, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Bir de Varmış İki de Varmış, 1979 (1. Baskı), (A. Özyalçıner ve diğerleri ile) Ankara, Ankara Belediyesi yayını (Çocukların topladığı eski gazetelerin kâğıtlarından basılan kitaplardan…); 2006 (2. Baskı), Istanbul: Boyut Yayınları

Çobanla Bey Kızı, Toplu Masallar I (4. Cilt), 1985, Ankara: Yaz Yayınları

Çobanla Bey Kızı, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Dalyanoğlu, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Dünya Güzeli, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Hotlu Kız, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Kabak Donunda Kız, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Karanlık Dünya, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Kırk Kardeşler, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Konuşan Balıkla Yalnız Kız (2. Cilt), Toplu Masallar II, 1985, Ankara: Yaz Yayınları

Konuşan Balıkla Yalnız Kız, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Korkak Adam, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Masal Dünyası, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Mavi Gelin, Masallar, 1966 (1. Baskı), Ankara: Yaz Yayınları; 2003 (2. Baskı), Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2011 (3. Baskı), Istanbul, Yapı Kredi Yayınları

Mavi Gelin, 2003, Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Naz Kız, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Oduncunun Karısı, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Perioğlu, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Topal Dev, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Üç Kardeşler, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Üç Kızlar, Masallar, 1963 (1. Baskı), Ankara: Dernek Yayınları; 2003 (2. Baskı), Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2011 (3. Baskı), Istanbul, Yapı Kredi Yayınları

Üç Peri Kızı, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Yedi Devler, 1962 (1. Baskı), Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2003 (2. Baskı), Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı; 2011 (3. Baskı), Istanbul, Yapı Kredi Yayınları

Yedi Dullar, 2012, (1. Baskı), Ankara: Elips Kitap

Al’lı ile Fırfırı, 2018, Rusça, Çev. Anastasia M. Zherdeva, Kırım: Tarpan Yayınevi.

Masallar, 2019, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

Altı Kardeşler, 2019, Rusça.  Çev. Anastasia M. Zherdeva, Kırım: Tarpan Yayınevi.

Yedi Devler, 2019, Rusça. Çev. Anastasia M. Zherdeva, Kırım: Tarpan Yayınevi

Yabancı Dil Yayını

Quand Il Pleut en Meme Temp Que Le Soleil Brille, 1958, Helsinki: Studia Orientalio XXIII: 2

Bestelenmiş Şiirleri

Salkım Söğüt, Yoğunçalar (CD), Çıkaran: Şefik Kahramankaptan. (Üzerinde yıl yazmıyor.)

Oğuz Tansel Hakkında Yazılmış Kitaplar

Turan, Metin (Derleyen), 1996, Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel, Ankara: Ürün Yayınları. 2018 (Genişletilmiş İkinci Basım), Ürün Yayınları. Eylül 2019: (Genişletilmiş Üçüncü Basım), Ürün Yayınları.

Eloğlu, Metin. 2012, Canım Oğuzcuğum Oğuz Tansel’e Mektuplar, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

(29 05 2013, Ankara)

You may also like...

Bir cevap yazın